Yazımı seninle paylaşmak istiyorum çünkü yürüdüğün dikenli yolda ben de yürüdüm.

Merhaba. Gençliğinin baharında baskılanan, özgürlüğü elinden alınan, namus deyince akla ilk gelen kardeşim, arkadaşım… Bu yazımı seninle paylaşmak istiyorum çünkü yürüdüğün dikenli yolda ben de yürüdüm. Bu yolda hep benimle beraber olan sabrım ve inancıma minnettarım. Sabret ve inan…

Annem ve babam henüz ben küçükken boşanmışlardı. Babam solcuydu. Annem ise pek dindar olmasa da kapalı bir sağcıydı. İki ablam da küçükken kapanmışlardı. Tamamen kendi istekleri ile. Ve ikisi de kapanınca olgun gözüktüğü için evlilik cazip geldi ve küçük yaşta evlenip gittiler. Ben hep renkli bir çocuktum. Enerji dolu, geniş arkadaş çevresi olan biriydim.
Her şey annemin evlenmesi ile kabusa dönüştü. Liseye başladığım zaman annemin eşi sürekli giyimime karışıyordu ve kapanmamı istiyordu. Kulak asmamaya çalışıyordum ama bir gün zorla kapatılacağımı biliyordum. Bu stres altında lisede derslerime kendimi veremedim. Başarılı bir öğrenciydim ama engellerim önüme çoktan taş koymuştu. Lise 1 yaz tatilinde annem ve eşi kapanmam gerektiğini söylediler. İstemediğimi söyledim. Annem sürekli kapanırsam ne kadar güzel olacağımı, her yerde saygı göreceğimi söyleyip duruyordu. Israrlar çoğalınca babama gitmek istediğimi, onunla yaşamak istediğimi söyledim. Ve hayatımda ilk olmasa da en sağlam dayağımı yedim. Ablalarımın ne kadar üstün, benim ise ne kadar aşağılık olduğumu söylediler. Beş parmağın beşi de bir değil. “Ben onlar gibi değilim.” dediğimde yine dayak yedim. Direndim günlerce. Evden çıkamaz olmuştum. Beni merak edip gelen arkadaşlarımı kapıdan kovdular günlerce. İntihar etmeye çalıştım ama yapamadım. İlaçlar içtim, bileklerimi kestim. İyileştikçe yeni dayaklar yedim. Doğru düzgün ölemiyordum bile. Mecbur kapanmak zorunda kaldım ve o zaman ailemden saygı gördüm. Liseden alındım, açığa yazdırdılar ama inancımı hiç kaybetmedim. 6 sene kapalı kaldım. Açıktan liseyi bitirdim. Üniversite sınavına girdim. Sonunda ailemden uzak bir üniversite kazanmıştım. Ama onlardan öylesine korkuyordum ki açılmayı göze alamıyordum.


Üniversitede sevgilim oldu ilk kez. Ve zorla kapatıldığımı biliyordu. Hep açılmamı, kendim olmamı istiyordu. Bunu yapamazdım çünkü annem hep açıklara kötü gözle bakar, namustan bihaber olduklarını söylerdi. Ve bir gün namustan, ahlaktan bahseden; kapalı, feraceli annemin eşini aldattığını öğrenmemle her şeyden tiksinti gelmişti. Ne olursa olsun o benim annem dediğim, o üzülmesin diye gençliğimi örttüğüm annem bitmişti benim için. Sürekli “Eşime söyleme.” diye beni ölümle tehdit ediyordu. Sürekli eve çağırıyordu ama eve gittiğim zaman bana zarar vermesinden korkuyordum. Çünkü artık hayatımda, kalbimde biri vardı. Onunla güzel günler görmek istiyordum. Bu süreçte açıldım. Eve gitmedim.
Annem, bütün bu meseleleri bildiğim ve suratına vurduğum için bütün maddi kaynağımı kesti ve ben yapayalnız bir başıma kaldım. Bu süreçte erkek arkadaşım hep yanımdaydı.

Üniversiteden mezun olduk. Şu an 24 yaşındayım ve erkek arkadaşımla evlendik. Çok mutlu bir hayatımız var. Belki özgürlük hikayem akışında ilerledi ama ben sabretmeyi ve inanmayı asla bırakmadım. Bir gün özgür olacağımı biliyordum. 17-18 yaşlarında iken ailemle dışarı çıktığım zaman yaşıtlarımı görürdüm. Onlara imrenir, eve dönünce ağlardım. Ama bir gün ruhumun huzur bulacağına inanırdım. Şimdi ise iki senedir öylesine mutlu, öylesine özgür ve huzurluyum ki. Sanki 6 yıldır karanlık bir odada bir ışık yanmasını bekliyordum. O ışık umarım bir gün sizin için de yanar. İçten gülümsemenin nasıl bir şey olduğunu gerçekten özgür olduğunuz zaman öğreneceksiniz. Sizlere tavsiyem okulunuzu bitirin. Hedeflerinizi belirleyin ve asla ailenize muhtaç olmayın. Sizi sevselerdi bu eziyeti size, kendi can parçalarına yapmazlardı. Hepinizi öpüyorum.

(Görsel: Kathrin Honesta)

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir