“Ben açılmak istiyorum.” dedim. Babam o sırada bir şey yiyordu ve durdu, yediği şeyi yüzüme fırlattı.

Öncelikle yazmadan önce çok tereddüt ettim fakat benim de bir hikayem var. Böyle bir bloğun varlığını çok önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum. Belki bir çözüm bulurum diye ben de yazıyorum.

Asıl ihtiyaç duyduğumuz, çevremize anlatamadığımız (en yakın arkadaşlarımız dahil), yalnız hissettiğimiz dönemde böyle bir konuyu konuşabileceğimiz birisinin olamamasından dolayı çok içime kapandım. Bu yüzden beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Ben şu an 18 yaşındayım. Tam olarak reşit bir bireyim. Küçüklüğümden beri her ailenin aynı olduğunu zannederdim. Her ailenin muhafazakar ve tam anlamıyla ‘’bizim gibi’’ olduğunu düşünürdüm. Küçüklüğümden beri ilkokul öğretmenimden, ablamdan ve babamdan baskı gördüm ve bazı zamanlar şiddet de gördüm. Küçüklükten başlayarak beni yavaş yavaş kapıyorlarmış bunu belli bir yaşa gelince anladım. Önceleri kolsuz giydiğim kıyafetlerimi 1 yıl sonra giyemeyeceğimi fark ettim. Sonraki yıl kısa kollu sonraki yıl da uzun kolluya çevirdiler. 14 yaşına kadar bunları normal karşıladım. 14 yaşında babam, annem, ablam sürekli “Ne zaman kapanacaksın?” diye sorup sürekli sivri dilleriyle bana itici kuvvet sağladılar – ki buna ben baskı diyorum. Her seferinde istemediğimi söyledim ama liseye geçince kapanacağımı söylediler.

Babam bu durumda beni çok zorladı. Benim babam sinirli, agresif, dindar ama bilinçli değil. Kuran okumasını bilmez, ayetlerin anlamlarını bilmez sadece namaz kılar ve geleneksel olarak düşünür. Kendisi de öyle bir ailede yetişti. Ablam liseye geçince kendi isteğiyle kapandı ve muhafazakar bir okula gitti. Bu yüzden bana da “Sen muhafazakar bir okula gideceksin ve sen de ablan gibi başını örteceksin.” diyerek 14 yaşında olduğum tüm o yıl boyunca ne zaman beni görse sabah akşam baskı yaptı. Ben çok çalışmıştım, iyi bir puan aldım, arkadaşımla aynı liseye gidebilirdim, çok istiyordum. Babam muhafazakar okul dışında bir yere göndermeyeceğini söyledi. Ne zaman istemediğimi söylesem bağırdı, küfretti, eşyalara vurdu.

O yaz tatilinde artık o kadar yorulmuştum ki bu sözlerden, denemek istedim belki severim dedim, içimden hiç gelmediği halde. Babam kıyafetler aldı ve diğer gün kapalı olarak çıktım dışarıya. Yaparken çok zorlanmıştım başımı. Beni gören tüm yakınlarım “Aa ne güzel olmuşsun.” diyordu fakat ben hiç mutlu değildim. Diğer gün saçımı açtım normal tişört ve pantolonumu giydim ve evden çıkıyordum ki annem kapının önüne geçti ve “Sen kapandın artık böyle çıkamazsın.” dedi. Ben istemediğimi, denediğimi ama mutlu olmadığımı söyledim. Ben gibi hissetmediğimi söyledim. Annem ise dini ayetler söyledi ve “Bunlara karşı mı çıkacaksın?” dedi. Ben de “Dinde zorlama yoktur, yapamıyorum, içimden gelmiyor.” dedim. İzin vermedi “Sen evden böyle çıkamazsın.” dedi ve kitledi kapıyı.
Tercihlerimde hep istedikleri liseleri ön sıraya aldılar, istediğim liseleri aşağıya aldılar ki zaten istedikleri liseler çok düşük puanlıydı. İstediğim yer imkansızdı bunu ben de biliyordum ve babamdan korkuyordum. Tercih sonuçları açıklandığında ablamın okuluna yerleştirilmiştim. Sonucu gördüğüm gibi banyoya gidip ağlamaya başladım.

Hep dedim ki kendime ‘’Belki seversin’’ hiçbir zaman sevmedim, sevemedim. Yıllarca denedim sevmeyi yapamadım. Depresyona girdim, ben bulimiya hastasıydım 14 yaşındayken ve depresyona girdiğimde çok kilo aldım. Aynadaki görüntümden nefret ettim bu ben değilim dedim. O okula başladım hemen hemen herkes kapalıydı ve dersler zordu. Belki üniversitede istediğim okula giderim diye çok çalıştım, uyku sorunu çektiğim için herkese karşı -hem okulum hem giyinişim hem de uykusuzluktan dolayı- çok agresiftim, suratım asıktı ve beni psikiyatriste götürdüler. Ona derdimi anlatamadım çünkü her seans aileme anlatıyorlardı anlattıklarımı. Verdiği ilaçlar ağırdı. Çok değiştirdi ve bıraktım. Bu psikiyatrist olayı ben 10 ve 11. sınıfa giderken oldu. O okula gittiğim her gün nefret ettim. Babama istemediğimi söyledim nakil aldıralım dediğimde çok kızdı, bağırdı ve direksiyona vurdu. Kıyafet alışverişlerinden nefret ettim, annem alıyordu her şeyimi, ilgilenmiyordum bile… Anneme hep nasıl söylesem diye planladığım ‘’Ya anne.. Ben açılmak istiyorum yapamıyorum.’’ dediğimde kızdı ve “Babana söyle.” dedi. 11. sınıfın yaz tatilinde yine her gün olduğu gibi aynada kendimi sevmedim ve başımı yapamadım, boneyi yere attım ve üzüldüm, ve alışamadım, kendimde hep sorun aradım; 3 yıl onun sinirini, nasıl söyleyeceğim, söylersem ne yapar korkusuyla.

Bir gün akşam yemekte babam huzursuzluğumu anladı ve ne olduğunu sordu, ben bir şey olmadığını söyledim ama annem birden “Açılmak istiyor, onun derdi o.” dedi. Babam açılmanın şerefsizlik olduğunu söyledi ve bir sürü nasihat verdi. Benim kararlarım olduğunu ve saygı duyması gerektiğini söylemiştim anneme. 12. sınıfın 1. döneminin başlarında babama tekrar “Ben açılmak istiyorum.” dedim. Babam o sırada bir şey yiyordu ve durdu, yediği şeyi yüzüme fırlattı ve hiç görmediğim şekilde bana küfretmeye bağırmaya ve vurmaya başladı. Beni evden kovdu hava soğuktu, karanlıktı, geceydi ve amcamlar hep onun zihniyetinde insanlardı. Gitsem onlara gidemezdim okulum devam ediyordu ve ben reşit değildim gidecek hiçbir yerim yoktu. Hayatımda yaşadığım en kötü andı benim için. Kendi hayatımdı fakat ne giydiğimi seçebiliyordum ne okulumu seçebiliyordum. Onun derdi dini sebepler değildi, el alem ne der korkusu ruhlarını ve iradelerini teslim almıştı, bana dini bahane ediyordu fakat dinde zorlama yoktur dediğimde daha kötü vurdu bana. “Ben bu kızı okutmam.” dedi. Bundan korktum. İleride beni istemediğim biriyle evlendirecek ve hayatım boyunca eşime bağlı kalıp onun memnuniyeti için yaşayacak ve yok sayılacaktım. Bu insanlar o kapasitedelerdi. Ona yalvardım “Hiç dememişim gibi davran.” dedim. Üniversite okumak istiyordum, işimi elime alıp ayakta durmak istiyordum. Bunu yaptı fakat ben hala kapalıydım. Uzun bir süre konuşmadık ve bir gün elinde pahalı bir hediye alıp “Özür dilerim ama haklıydım.” dedi. Her şey normalmiş gibi davrandı ondan sonra ama ben hayatımda hiçbir şey seçemediğim için ağlıyordum, hep depresyondaydım. Kendimi soyutlamıştım. Ben şimdi o okulun mezunuyum ama lise hayatımdan nefret ettim. Mutsuzdum. Şu an mezunum, dershaneye gidiyorum, hala kapalıyım eğer bir daha açılacağım dersem gördüğüm şey saygı ve anlayış değil dayak ve azar işitmek olacaktı.
Annem ses çıkaramazdı. Ablam ise hayatım boyunca hiç kardeşim gibi olamadı, benim hatalarımı hep onlara söylerdi küçük ve önemsiz olsa dahi. Hep dominant ve istediğini yaptırmaya çalışırdı. Annemin sözü ona geçmiyordu ve ben ondan nefret ettim. Şiddet uygulardı ve ne kadar karşı çıksam da gücüm yetmezdi. Şu an bile kolum onun yüzünden morarmış vaziyette.

İyi bir üniversite kazanıp evden gitmek istiyorum, babam bizi yük olarak görmeye başladı, zengin olsak bile hep kısıtlandık onun yüzünden. Her gün babam en ufak şeye bile sinirlenir ve bağırır, ben tedirgin olurum. Ben kendim istediğim bölümü ve üniversiteyi kazanmaya çalışıyorum, tempom çok yoğun. Ama biliyorum ki ben bu evden gittiğimde her şey aynı olmayacak ve benim ne param var ne evim ne de yurda yetecek param. Durumumuz iyi fakat ben evden ayrıldığım için bana hiçbir şey vermezler. Ne yapacağımı bilmiyorum, okurken çalışmayı düşünüyorum. Nerede kalacağım, okulun kitaplarını ve masraflarını karşılayabilecek miyim bilmiyorum. Bu konuda ne önerirsiniz? Bir çözüm lütfen. Artık seçtiğim gibi yaşamak istiyorum çünkü bu benim hayatım.

(Görsel: Adie Morton)

Paylaş:

Comments (3)

  1. Benim babam sadece lisenin imamhatip olmasında diretti. İstediğin üniversiteye git dedi ben hiç ona açılmak istiyorum demedim. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir daha onlarla iletişim kurmamayı düşünüyorum. Belki yardımcı olur.

  2. Nasıl mutluysan öyle yaşa. Kimsenin cümlelerini kale alma çünkü bu senin hayatın güzel kız. Böyle bir annen baban varsa onları terk etmekten korkma çünkü buna aile olmak denmez. Üzülmelerini de düşünme, bu hayata bir kez geliyorsun. Bir kez yaşayacaksın. Kendi ayaklarının üzerinde durmaktan korkma. Mutlu yaşa.

    • Böyle bir yaşantıda kim mutlu olabilir. Kızın mutluluğunu elinden almışlar, sömürmüşler. Ne yapsın da mutlu olsun söyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir