Sırf kapalıyım diye Nietzsche ve Freud okumama, şiir yazmama, rock dinlememe, ve daha bir sürü şeyime şaşırmalarından bıktım.

Saat gecenin üçü ve içimde yaşadığım bu çıkmazı kimseye anlatamadığım için buradayım. 12 yaşında, kendi isteğimle kapandım. Şimdi dönüp bakınca neden bunu istediğim hakkında insanların bir fikri olmayabilir. Yazları Kuran yatılı olarak kursuna giderdim. Orada beynimi yıkadılar tabirini kullansam ne kadar doğru olur bilemiyorum. Okulu dahi bırakmayı düşündüm, orada hafız bir hoca olacak yetişecek ve cennete gidecektim.

Hocalarım tarafından çoğu kez şu kelimeleri duydum, “Bir elde iki karpuz taşınmaz, ya öteki dünyayı seçeceksin ya bunu, hem okuyup hem de gerçek bir mümin olamazsın.” Ezberim de iyiydi, hoca olmamı istediler. Kafama yattı, anneme söyledim. Babam asla kabul etmedi, kendisi okuma fırsatı bulamadığı için beni her zaman okutmak isterdi, beni Kuran kursundan aldılar daha 7. Sınıfa yeni geçmiştim ama ben bir anda kendimi kapalı olarak buldum. Mutluydum, iyi gidiyordu her şey, bazen kendimi çirkin hissetsem de. Her zaman bunun, benim için hayırlı olacağına inandım. Zaten okula da açık gidiyordum, henüz kapalılık ne tam olarak kavrayamamıştım bile. Lise birde bu kavramın ne olduğunu daha iyi anladım.

8. sınıf ve lise dönemlerinde okumaya başladım. Sürekli okudum; kitap, dergi, Kuran-ı Kerim… Düşünce olarak özgürleşmeye, daha farklı düşünmeye başladım. Belgeseller izlemeye, bilimsel araştırmalara, şiire, çizime, kemana ve daha birçok şeye merak salmaya başladım. Sonra ise kendi olduğum kişiyle görüntümün çelişki içerisinde olduğu hissi oluştu içimde. İnsanlar bana baktığında öyle birisi olduğumu asla düşünmezdi mesela, beni biraz tanıyınca şaşırırlardı. O kafalarında kurdukları lanet olası yargıları yüzünden.

Şu an üniversite 2. sınıfım. Bu düşünceler yıllardır kafamda ama onları hep bir şekilde geçiştirdim, düşünmedim. Akışına bıraktıkça karşıma çıkmaya başladı. Görüntümden, olduğum kişiden öyle nefret etmeye başladım ki… Tek parça kıyafet alasım gelmiyordu, sanki boğuluyordum her an. İstediğim gibi yaşayamamaktan, davranamamaktan… Sırf kızlı erkekli arkadaş grubum var diye “Orospu, türbanı kirletiyorsun!” sözünü duymaktan, bir konsere gittim diye “Senin gibi bir kızın orada ne işi var? Otur evde!” diyenleri görmekten. Kendimi hep kısıtladım; aklımdan geçenleri, konuştuklarımı, davranışlarımı… Olmadığım biri gibi davranmaya başladım, kapalı olmak “ağırbaşlı” olmayı gerektirirdi. Ben de bunu yaptım ama bunun bana zarar vereceğini düşünemedim. Artık kendim gibi hissetmiyorum. Sanki bedenime yabancılaştım. Aynada gördüğüm kişi ben değilim. Olmak istediğim kişi değilim. İnsanların benim hakkımda saçma sapan yargılar vermesinden sıkıldım. Sırf kapalıyım diye Nietzsche ve Freud okumama, şiir yazmama, rock dinlememe, ve daha bir sürü şeyime şaşırmalarından bıktım. Açılmayı düşündüm. Ama hep kendimi bastırdım, vesvese deyip üstünü kapattım.

Son olay ise bu sene gerçekleşti. İyi bir okulda gazetecilik bölümü öğrencisiyim. Ortalama olarak sınıf birincisiyim. Bu sene ilk defa staja başvurduk, hocamızın bize ayarladığı bir yerde. 4 kişiden sadece benimki kabul olmadı. Merak ettim, neden ben? 2.10 ortalamaya sahip olan, etkinliklere dahi katılmayan bir kız seçilirken; 3.45 olan ortalamamla ben neden seçilmedim ki? Gittim, konuştum. “Başörtü siyasi bir imge haline “dönüştürüldüğü” için, kurumumuzda bu tür çalışanlara maalesef yer veremiyoruz.” dediler. Mahvolmuştum. Hayallerim… Bin bir hevesle başvurduğum ilk iş deneyimim böyle sonuçlanmış, hevesim kırılmıştı. Bir daha hiçbir yere başvurmadım, aynı şeyleri duymaktan korktum. Anneme neden çalışmadığımı da açıklayamadım. Çok küçük yaşta kapandığım için içimde hep yaşayamadığım şeyler ukde kaldı, mesela; dans etmek, şarkı söylemek… Mezuniyetimde bile oturdum, maalesef. İnsanları izledim. O ne düşündüklerini çok umursadığım insanları. Şimdi açılmak istediğimden eminim ve bunu arkadaşlarıma açtığımda; psikolojik tedavi görmem gerektiğini, aslında öyle gelip geçici bir heves olduğunu, bir saç için öteki dünyamı yakmamam gerektiğini söylediler. Hem, anneme bu konuyu nasıl açarım bilmiyorum bile.

5 aydır içinde bulunduğum depresyonun farkında, nedenini de soruyor ama ne zaman anlatacak gibi olsam ağlayacak hale geliyor, yüzüne bakamıyorum. Utanıyorum. Babam ne der bi’ fikrim yok. İyi karşılamayacakları kesin. Sadece saç için… Sadece saç… Sorun saç da değil. Saçımı kazıtmayı düşündüm, artık saç falan önemli değil benim için, sadece artık bu beni boğan başörtüsünü takmak istemiyorum. İnsanların beni yargılamasını, kendimi olmadığım biri gibi hissetmeyi istemiyorum. Ne yapmalıyım bilmiyorum. Saat gecenin ikisi. Düşünmekten kafayı yemek üzereyim. Açılırsam insanların hakkımda konuşacakları şeyler, akrabalarımın tepkileri… Nasıl bir açıklama yaparım onu bile bilmiyorum.

Keşke bahanem olsaydı diyorum. Keşke kafam yarılsa; keşke saçımda, derimde bir hastalık çıksa da zorunda kalsam diye dua ettiğim zamanlar oldu. Bu seviyeye geldim. Evet, cidden. Ben de tahmin edemezdim bunu. Bunu her gün yaptığım gibi günlüğüme yazmak yerine buraya yazdım. Umarım bir çıkış yolu bulurum. Önce annemle nasıl, ne şekilde konuşacağım onu bulmam gerekiyor.

Umarım beni anlar ve yargılamazsınız. Fikirlere, önerilere hiç olmadığım kadar ihtiyacım var. Bahane dilenecek seviyeye geldim. Sevgilerle…

(Görsel: Labkhand Olfatmanesh)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Tek hedefin aileni ikna etmek olsun sakın geri kalanı düşünme, onların bir önemi yok emin ol. Eğer ailenden uzakta olduğun bir zaman yaparsan senin için daha kolay olur. Ve bana kalırsa bahane de bulma, sağlığını kaybetmenin hayalini kurma 🙁 unutma ki insanoğlu her şeye alışıyor ona da alışacaklar.

  2. Toplum ve aile baskısı bu hale getirdi bize. Sanki hep onlar için yaşıyormuşuz gibi. Brn de senin gibiyim. Güzellik umurumda değildi sadece örtmek o vahsettiğin kapalı sınıfına girmekten bıkmıştım. Gülme, konuşma, ne biçim kapalısın. Sanki fabrika çıkışı standart. Sanki her kapalı aynı olmalı. Nefret rttim hepsinden. Ben açtım başımı. Plan yapmadan kimseye söylemeden. Arkamdan çok konuşuldu. Sancılı bir dönemdi. Ama ne ağladığımı kimseyye gösterdim ne kimseye ne için açıldığımı anlattım. Sert bir mesafe koydum. Benle konuşmayanlar oldu. Elini çekenler oldu. Umurumda bile değil. Nacizane tavsiyem aslında kafamızda büyüttüğümüz kadar olmuyor hiç bişey. En büyük kavga insanın kendiyle ettiği kavga. Diğerleri dış kapının mandalı. Hatta annen baban kardeşlerin. Kendini bu çıkmazdan kurtar. Bir anda yap kimseye bence yapma demelerine fırsat verme. Kimsenin fikrini de desteğini de isteme. Bırak konuşsunlar. İnsanlar konuşacak bişey hep bulur. Bugün sen, yarın başkasını konuşacaklar. Sakın sağlığını bozma. Neden açtın diyenlere öyle oldu de geç lafı uzattırma. Ve dik dur. Eğilip büküldğkce herşeyi söyleme haddini buluyor insanlar. Sert görünki ağzını açamasın kimse. Konuşmak istersen twitter @kedi_fe mesaj atabilirsin. Seve seve destek olurum. Yılmak istediğin anda seni dinlerim. Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir