Saç tellerim rüzgarları, yağmuru, karı, güneş ışığını görmeyi hak ediyor.

Merhaba, sayfayı takip edeli 3-4 gün ya oldu ya olmadı. Kendimi yalnız hissediyordum, ancak hiç de yalnız değilmişim. Benimle aynı şeyleri yaşayan, aynı duyguları paylaşan ne çok kadın varmış…

Benim 1. sınıfa başladığım sene annemin tanıştığı aşırı muhafazakar arkadaş grubu sebebiyle hayatım değişti. Kendisi sohbetlere gitti, kendi giyim tarzını değiştirdi ve gerçekten “yeterli” bir müslüman olduğuna inandığında sıra bana gelmişti. Aslında ben daha 4. sınıfa giderken başlamıştı “Artık kapanmalısın” baskısı, birkaç kez denedim ama okulda arkadaşlarım dalga geçtiği için devam edemedim. 8. sınıfa başladım, 13 yaşındaydım ve kendi isteğimle kapandım. Kendi isteğimle dediğime bakmayın, 13 yaşındaki bir çocuk nasıl başkalarının düşüncelerinden bağımsız bir şekilde kendi hayatını etkileyecek bir karar verebilir ki?

Annem beni sürekli öbür dünya ile korkutur ve eğer saçlarımı gösterirsem yanacağımı, kabir azabı çekeceğimi söylerdi. Klostrofobimi ve böcek korkumu bana karşı silah olarak kullanırdı zaman zaman. Kabirde 2 dünya büyüklüğünde yılan olacak ve seni saracak, her saç telin tek tek yılana dönüşecek… O kadar çok ki! 8. sınıf; utana sıkıla, arada başımı gizli gizli aça aça ve annemin beni “Seni takip ediyorum” diye korkutmasıyla bitti. Liseye başladım, İmam Hatip lisesine ve tabii ki kendi isteğim dışında. Eğer oraya gitmeseydim, annem beni hiç okula göndermeyecek, hatta yatılı Kur’an kursuna gönderecekti, önceden yaptığı gibi. Lise de bir şekilde bitti. Şimdi üniversiteye başlayacağım 3. senenin sonunda, annem yüzünden başıma gelen birçok psikolojik rahatsızlığı atlatıp istediğim okula başlayabileceğim. O süreç de biraz farklı, sürekli “İnşallah bu sene de üniversite kazanamazsın” diyerek bende derin yaralar açtı ama başardım.

Hala kapalıyım ve okulumun açılmasına az kaldı. 8 sene sonra anneme açılmak istediğimi ilk defa cesurca söyledim, ancak tepkisini tahmin etmek çok da zor değildir; beni evlatlıktan reddedeceğini, sileceğini söyledi. 21 yaşında koskoca bir kadınım, kendi hayallerinin peşinde bileklerine bağlı zincirlerle koşmaya çalışan, fakat yoruldum. Çok çaresiz hissediyorum, ne yapacağımı bilmiyorum, annemi üzmek istemiyorum ama kendim hiç üzülmek istemiyorum, zorlanıyorum… Bazen çok cesur bir şekilde “Evet, yapacağım, okulun ilk günü okula saçımı açıp gideceğim” diyorum ama sonra evde başıma gelecek olan şeyler geliyor aklıma, içime kapanıp vazgeçiyorum.

Bu yazının birçok kişiye umut ışığı olmasını sağlayacak şekilde bitmesini isterdim, fakat ben hala beni gerçek anlamda mutlu edecek o ideale ulaşamadım. Umarım benim gibi düşünenler, bunları yaşayanlar, benim gibi korkak davranmak yerine cesaret ederler. Umarım ben de ederim, çünkü saç tellerim rüzgarları, yağmuru, karı, güneş ışığını görmeyi hak ediyor…

(Görsel: Kathrin Honesta)

Paylaş:

Comment (1)

  1. kırmızı

    selam, ismini bilmiyorum ama yalnız değilsin, hangi sehirde olursan ol senin gibi nice kadınlar, çocuklar olacak. eğer konusmak istersen mail adresimi bırakıyorum, yardımcı olmaya calisacagim, özgürlükle ve huzurla kal.

    [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir