İslam’ı seviyorum ama başörtüsü bana her zaman yük oldu.

Merhaba, benim hikâyem de burada yazılanlardan çok farklı değil, sadece biraz akıl danışmak istiyorum çünkü çevremde bu onu hakkında konuşabileceğim kimse yok, zira yaptıklarımı bir tanıdığıma anlatsam bir daha yüzüme dahi bakmaz.

Muhafazakâr bir çevrede büyüdüm. 19 yaşındayım. Regl olduğum gün kapandım, tabii o zamanlar başörtülü olmak benim için başıma şal bağlamaktan ibaretti, kimse bana başörtüsünün mahiyetini düzgün bir şekilde anlatmadı.

Asıl hikâye burada başlıyor. Ben birkaç sene önce ailemden gizli başımı açma aptallığını yaptım; o anki duygularım o kadar karışık ki kelimelere dökebileceğimi sanmıyorum. Tabii ben yaptığım şeyin tek sefere mahsus olduğunu sanarak yaptım bunu. Tamam, başımı açtım ama sonra tövbe edeceğim ve bir daha yapmayacağım vs. Keşke o şekilde devam etseydi fakat ben başı açık olmanın nasıl bir duygu olduğunu tatmıştım ve bunu tekrar yaşamak istiyordum. Ama o sıralar yaşadığım bu tecrübeyi özgürlük olarak tanımlamıyordum, sadece bir deneyimdi benim için. Tabii daha 16 yaşındayım ve bu yaptığım gizli saklı şeyin ne kadar büyük bir şey olduğunu, ileride başıma nasıl sorun açacağını düşünemedim.

Şimdi 19 yaşındayım hala bazen başımı açıyorum gizli gizli. Dışarıdayken eve dönmek istemiyorum, başım hep açık olsun istiyorum. Bu çok farklı bir duygu benim için inanın. Bir yandan kendimden nefret ediyorum, ikiyüzlüyüm başörtüsünü hak etmiyorum. Bu yaptığım yanlış bana göre çünkü ben dinden hiç soğumadım. Evet, sorguladığım yerler çok oldu ama hep dine yakınlaşmaya çalıştım çünkü İslam’ı seviyordum. Şimdi diyeceksiniz, madem seviyorsun dinin emirlerini de yerine getir o zaman diye. Evet, seviyorum ama başörtüsü bana her zaman yük oldu.

Örtü takmanın özgürlüğümü kısıtladığını düşünmüyorum kesinlikle sadece benim kişiliğim ve yaptığım yanlışlar ile çok çelişiyor, yoksa inanın toplumun başörtülü kadınlar hakkındaki yargıları beni etkilemiyor. Ben denedim başımı bir daha açmamayı fakat yapamadım. Hala da yapıyorum, yaptığım şeyden dolayı 3 senedir çok büyük vicdan azabı çekiyorum ve bu yükün altında gitgide eziliyorum.

Sorun ailem. Burada “En sert aileler bile dedikleri şeyi yapmıyor ve zamanla alışıyor” diyenler olmuş ama benim ailem öyle değil, inanın çok farklılar. Ayrıca üzüntülerinden yataklara bile düşebilirler çünkü tesettür onlar için çok önemli bir mevzu. Üniversiteyi bitirene kadar bekle, ekonomik özgürlüğünü elde edene kadar bekle daha rahat olursun diyenleriniz olabilir. Fakat ben bu vicdan azabı ile yaşayamıyorum, yaptığım riyakârlıktan başka bir şey değil, kendime yakıştıramıyorum. Benim de kafam rahat şekilde yaşamaya hakkım var diye düşünüyorum. Kaç senedir kendi kendime konuşuyorum, çözüme kavuşturmaya çalışıyorum bu mevzuyu. Artık kendi sesimden başka sesler duymak istiyorum. Ne yapmayalım, fikirlerinizi merak ediyorum.

(Görsel: Joan Brown)

Paylaş:

Comments (5)

  1. Biliyorum garip bir örnek olacak ama…
    Sigarayı bırakmak gibi düşün. Başta hiç azaltamazsın. 3,5 tane içsen o 0,5 i bile içmezsen başın ağrır falan. Zaman burada devreye giriyor. Belki birhafta belki bir ay… Ama sonunda azalïr 101 100’e düşer. Şimdi sana “balkona açık çık” falan diyemem çünkü bufazla gelebilir. Sen de ailene görebir reçete yap. Benimde ailem seninki gibi. Ben yavaş yavaş alıştırıyorum. İnanır mısın 2 senemi aldı balkona açık cıkmak.:-) Umarım sana bir fikir verebilmişimdir. (Anlam bütünlüğünü pek sağlayamamıs olabilirim. ?Şimdiden özürdilerim:-) )

  2. Bana bu hesaptan ulaş lütfen aynı şeyi yaşıyoruz instgram denizaslantyr987

  3. […] İslam’ı seviyorum ama başörtüsü bana her zaman yük oldu (04.09.2019) […]

  4. Ayşe Sibel Bakırcı

    Merhaba, ben 45 yaşında bir ablanız olarak bir tavsiyede bulunmak istiyorum. İlkokulu bitirince annemin teşvik etmesi ile kapandım. İsteyip istemediğimi bilmiyorum ama içime çöken bir hüzün vardı o günden itibaren. Yakın çevremde ve akrabalar arasında tektim. Annem kendi ailesine bile uymayan tutucu bir dünya görüşüne sahipti ve kızlarınıda kendi isteği doğrultusunda yönlendirdi. Çirkin ördek yavrusu gibi hissediyordum. Okumayı çok seven, hayat dolu, meraklı bir kişiliğim vardı oysa. Ezilmeye, ikinci sınıf insan muamelesi görmeye hiç tahammülüm yoktu. Şartları zorlayarak tahsilimi tamamlamaya, toplumda var olmaya çalıştım. İçinde bulunduğum çevrede bana ters gelen bir çok şeyi yaşamaya mecburdum. Bugün benimde kızlarım var. Onlara bu konuda bir baskı uygulamıyorum, ancak imanlarını ve belli hassasiyetlerini korumaları için sürekli telkinde bulunuyorum. İslamın özünü kavradıkça, örtünmenin, hayanın şekli ve mahiyeti konusunda ciddi kuşkularım oluştu. Toplumlar, gelenekler bu konuda ne kadar etkili? Allah (cc) ın amacı tüm insanları bir üniforma içine sokmak mı? Bu mümkün mü? Kadınların bu derece sarıp sarmalanması erkeklerin harama girmemesi için çare mi gerçekten? Kadınlar sade ve cinsel cazibelerini ortaya dökmeden düzgün kıyafetler giyseler yeterli değil mi? Bu giyim tarzının zorlukları… sorular, sorular.. Mutlu değilseniz ve birşeyleri değiştirmek istiyorsanız bunu bu yaşlarınızda yapmanız gerek. Ailenize bunu izah edebilirsiniz. Amacınızın aşırılık olmadığını, sadece biraz daha rahat ve özgür olma isteğinizi eninde sonunda anlayacaklardır. Sonra yalnızca ailenize değil, evlendiğiniz kişiye, ailesine ve hatta çocuklarınıza ve artan çevrenize anlatmanız mümkün değil. Ben şu an bu değişimi gençliğinde başarabilen arkadaşlarıma imreniyorum. Keşke zamanında aynı cesareti gösterebilseydim.

  5. Değerli kardeşim, nasıl bir ortamda sorularına cevap beklersen cevaplar ona göre olur. Sen aslında İslam’ı seven birisin. Mesele sadece başörtüsü değil. İslam’ı kabullenme meselesi. Sen başı açık olmayı tattım demişsin. Bunu tadan senin nefsin. Nefsinin hoşuna gitti, çünkü nefis gördüğünü ister, görmediğine de inanmaz. Ancak ruhun bundan azap duydu. Çünkü ruh asil yaratılışlıdır. Günlük hevesler peşinde koşmaz ve aklı başındadır. Sen nefsine mi yoksa ruhuna mı yardımcı olmak istiyorsun önce ona karar vermen gerekir. Bir de, İslam’ı hayat tarzı olarak sever ve kabullenirsen başörtüsü takmak da sana kesinlikle zor gelmeyecektir. Çünkü İslam’ın her kaidesinde mutlaka güzel hikmetler mevcut. Maalesef İslami anlayışımız da sığlaştığı için İslam’ın güzelliklerini yeterince keşfedemiyoruz, bazı dini yükümlülükleri sorgulama noktasına gidebiliyor konu. Ancak dinimiz Allah tarafından bize gönderilmiş güzel bir reçete. Şimdi sen başı açık olduğun döneme bak, ruhun huzurlu mu, değil mi? Bir de kapalı olduğu döneme bak. Aradaki farkı sen de anlayacaksın. Nefsinin seni kandırmasına ve günübirlik zevklere atmasına izin verme bence. Nefsin yaratılışı böyle ama sırf nefsimiz böyle diye onun her dediğini yapacak da değiliz. Bütün bunları İslam’ı seviyorum dediğin için yazdım. Çevresinin zoruyla kapanana başka şeyler söylemek gerekir. Bizi yaratan ve bizden daha iyi tanıyan bir Rabbimiz var, ve Rabbimiz Kuran’da “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur (tatmin olur)” buyuruyor. İşte ruhumuz huzur arıyor, nefsimiz ise sonrasında kalp kararması olan günlük zevkler peşinde koşuyor. Biz ruhumuzdan taraf olmamız lazım. Ruhumuz Allah’ı çok seviyor ama nefis onu da pençesine almış bizi her fırsatta engelliyor. Allah hepimize daha doğru şekilde yaşamak nasip etsin. Amin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir