“Kapalı ateist.”

Merhaba. 18 yaşındayım ve 4 yıldır kapalıyım maalesef. İmam Hatip mezunuyum. Ailem tarafından hiç şiddet görmedim. Kimse kapanmam için yaptırım uygulamadı. Okul konusunda hiç sıkıntı yaşamadım. Dışarıdan bakıldığında hiçbir sorun yok. Hatta bazı arkadaşlarım “Keşke seninki gibi bir ailem olsaydı” diyor. Ama ben ailemden nefret ediyorum. Yetiştirilme tarzım biraz farklı. Sanki soylu bir aileymişiz de, benim de bir hanımefendi olmam gerekiyormuş gibi. Bunu hala anlayamıyorum. Hep başarılı olmalıydım. Prestijli bir meslek sahibi olmalı, ailemin göğsünü kabartmalıydım. Ama maalesef ben okuldan ve derslerden nefret ederdim. Daha çocukken belliydi istedikleri gibi bir evlat olmayacağım. Ama ailem değişeceğimi umuyordu. Evet değişiyordum ama “olumlu” yönde değil. Yaptıklarımdan tatmin olamayan ailemi memnun etmeliydim. Kabul görmek için her şeyi yapar hale gelmiştim. Sadece beni sevsinler, benimle gurur duysunlar istemiştim. Şimdi tüm bunlar bana çok komik geliyor. Çocukluk işte…

Bu böyle sürüp gitti ve ben son derece kıskanç, sevgi fakiri, öfkeli ve ukala bir genç kız olup çıktım. Zamanla ailemin beklentileri değişti ve ben bu değişime ayak uyduramamaya başladım. Annemle daha sık kavga eder olmuştuk. Ne zaman sofraya otursak hep bana laf vururlardı. Benim üzerimden espriler yaparlar, kızınca da çok alıngansın diyerek beni suçlarlardı. Bazı garip psikolojik şiddetlere maruz kaldım. Hayattan bıkmıştım. Tabii bunda okulun etkisi de baya fazlaydı. Kızlar beni hep tuvalete sıkıştırırlardı. Ben de erkeklerle oynardım, bu sefer de dedikodu çıkarır eski sevgililerle başımı derde sokarlardı. Bu böyle sürüp gitti ve ben de sırf yalnız kalmamak için her şeye boyun eğdim.

Bir gün okuldan eve gelince annemi pencereden bakarken gördüm. Şaşırmıştım çünkü asla dışarıyı izlemezdi, bundan nefret ederdi. Ona seslendim ama duymadı. Yanına gittim ve bir kıza baktığını gördüm. Bu kız benden 2-3 yaş küçüktü ve aynı okula gidiyorduk. Herkes bizi çok benzetirdi ama hiç benzemiyoruz. “O kızı sen sandım bir an” dedi. Ah o bakış yok mu o bakış… Kelimelerle anlatılmaz. Kıza tekrar baktım. Kıskanmıştım. Onda olup bende olmayan şey neydi? O anda hissettiklerimi anlatamam dostlarım. Müthiş bir üzüntü… Hayal kırıklığı… Direkt odama gittim. Bir süre tavır takındım belki anlar diye ama… Yine bir gün camdan bakarken dayanamayıp bana “Ah sende şöyle olsan ne olurdu. Baksana şuna ne kadar da yakışmış başörtüsü. Ne kadar da hanım hanımcık…” dedi, gerisini hatırlamıyorum. Duyamadım. Çünkü o sözler gözlerinden akan yaş kadar etkilemedi beni. Akşam yatağıma uzandığımda “İşte her şeyi düzeltmek için aradığın fırsat! Daha ne duruyorsun? Baktın olmadı geri açılırsın canım. Baksana herkes bir açılıp bir kapanıyor, kim ne diyor?” dedim.

Anneme kapanmak istediğimi söylediğimde… Kendime çok kızdım. Ah neden daha önce kapanmadım ki. Mutluluktan ağladı biliyor musunuz? Herkese telefon etti. Minik prensesi ne kadar da akıllıydı. Ah o prensesin aklını *****. Kafamı örter ötmez pişman oldum. Şal yapmasını bilmiyordum ama sorun değildi. Annem büyük bir hevesle yapıyordu ama ben beğenmiyordum. Annem şalımı yapmak için daha erken kalkmak zorunda kalıyordu ve benim dersim 6:00’da başlıyordu. Bir hafta sonra usandı. Kadına da bir şey diyemiyorum yani. Çekilmez bir kız olmuştum. Bir hafta, bir ay, yok yarın açılırım, yok sonra, şimdi üzülür derken bir baktım liseye geçmişim. Tabii ki de başörtüsü artık yeterli olmadığı için daha büyük oynamaya karar vererek İmam Hatip’e gittim. Bu sefer iki ay sürdü mutluluğu. Yazılı sonuçlarımı görene kadar. İyice kendimi salmıştım. Karaktersiz biri olup çıktım, ortaokulun sonlarında çevreme zorbalık yapmaya başlamıştım ve bu lisede de devam etti tabii. Zorbalık derken işte rezil etme falan! O sene belge alamadım ve A sınıfından D’ye düştüm. İnanır mısınız, o düşüş benim hayatımı kurtardı.

Başta çok büyük utanç duydum. Ailem çok kızdı, derken çok sıkıntılı bir süreç yaşadım. Okullar başlayıp yeni insanlar tanıyınca hayata bakış açım değişmeye başladı. Artık çevremdekileri umursamıyordum. Daha çok kitap okumaya ve kendimi geliştirmeye başladım. Güzel okulum(!) ve ailem beni dinden soğutmaya başladı. Meslek hocalarıyla tartısmaya başladım. Çevremdekileri de etkiliyordum. Okulda çok fazla lezbiyen vardı ama onlar bunun farkında değildi. Hatta hepsi homofobikti. Benimle konuştukça farketmeye başladılar ve hocalara sorulan sorulan ilginçleşmeye başladı. Hocaların gözüne batmaya başladım. Beni sık sık kenara çekip uyarıyorlardı. Aileme “Kızınız çok zeki ama zekasını nasıl kullanacağı konusunda biraz kafası karışık. Doğru yönlendirilirse çok faydalı birisi olur.” diyorlardı. Ailem “Dizginlerini sıkmanın vakti geldi” dedi ama artık çok geçti. Siyasi tartışmaların yerini evrim aldı. Okulda, evde hep ateizm ve evrim hakkında tartışıyordum. Hatta bir keresinde babamla hastanede hararetli bir tartışmaya tutuşmuştuk! Herkes bana bakıyordu. “Kapalı ateist.” Çok garip, ama ateist olduğumun farkında değiller. Yani kısacası berbat bir lise hayatı geçirdim. Eğitiminden tut, temizliğine kadar rezil bir okuldu. Ama ne yalan söyleyeyim, o okul sayesinde bazı şeylerin farkına vardım. Bence gayet adil bir takas oldu. 4 yılıma karşılık sağlıklı bir beyin. Hiçbir şey düzelmedi.

Üniversiteyi başka şehirde okumak istiyordum ama beni hassas yerimden vurdular. Ekonomi. Evet, hayatım aynı kıvamda devam ediyor ama artık eskisi kadar üzülmüyorum. Hatta hiç üzülmüyorum. İnsan her şeye alışıyor maalesef. Üniversiteye açık gitmeyi planlıyorum. Bu yüzden haftaya, en geç ondan sonraki haftaya onları karşıma alıp konuşacağım. Şimdi olmaz, çünkü zaten manevi olarak çok yıprandılar. Ben de tuz biber ekmeyeyim. Bahane üretiyormuşum gibi geliyor bazen, ama her şeyin bir zamanı var. Makyaj malzemelerimi görüp de ağlayan bir anneye sahibim sonuçta.

Biraz uzun oldu, evet! Umarım sizleri sıkmamışımdır. Yazdığım ilk yazıydı. Bu işlerde pek iyi değilimdir! Sizleri bir nebze rahatlatabildiysem ne mutlu bana. Umarım hayallerimize kavuşuruz. Sizleri çok seviyorum.

(Görsel: Helene Delmaire)

Paylaş:

Comments (7)

  1. Yaaaa çok mutlu oldum şuan, inan bana bir gün hepimiz olacağız 🙂
    Ben özgürlüğüme kavuşamıyorum, ama senin adına mutlu oldum canım, kendine iyi bak <3

  2. Yazın tam bir ergenlik bunalımı ifadesi. Her şeye isyan, her şeyi inkar, yalnızca “ben”… Bu günler geçer canım kardeşim.
    Şiddet görmemişsin, baskı görmemişsin. Anlaşılan ailen pek çok normal aile gibi doğruluğuna inandığı çizgide çocuklarını yetiştirmek istemiş ve sizlerin de böyle mutlu olacağınızı ummuş. Bu, ebeveynliğin doğası. Bu yüzden onların niyetlerini göz ardı ederek kolayca “Ailemden nefret ediyorum” lafı tam bir küstahlık.
    Bu arada; İslam evrimle çatışmaz. Evrime inanabilirsin, ateist olmadan.
    Dilerim suların durulur, senin için doğru olanı tez zamanda bulursun.

    • Öncelikle evrim islam ile uyuşmaz çünkü yaratılış hipotezine aykırıdır.
      Evet kabul ediyorum üslubum pek iyi değil. İlk defa bir yazı paylaşıyorum?. Baskı görmediğimi söylemen garibime gitti doğrusu

    • çokkonuşankişi

      İstediği gibi yaşayamayan ve psikolojik baskı gören birinin isyan etmesi çok doğal değil midir? Şiddet ve baskı sadece fiziken olmaz sevgili biri. Ayrıca aile dediğiniz müessese içindeki insanlar birbirini karşılıksız sevebilen cinsten olmalılardır asıl ebeveynliğin doğasıda budur. Ailesinden nefret etme ifadesini yanlış bulduğum gibi, düşünce şekillerinden nefret etme ifadesini daha doğru buluyorum, muhtemelen anlatmak istediği de buydu. Evrim İslam evreniyle çatışır. (İstiyorsanız detaylı açıklamasını yazabilirim.) İyi günler dilerim.

      • Ben de evrimin İslam’la çatışmadığını uzun uzun ayrıntılı ayrıntılı size anlatırım ama önyargılarınızı yıkmak mümkün görünmüyor. Niyetiniz varsa kendiniz arayıp bulun o bilgiyi de…

  3. Yazıdan anladığım kadarıyla onaylanmak, karşılıksız sevilmek, nasıl biri olursanız olun ailenizin sizi karşılıksız seveceğini bilmek konusunda eksiklik hissediyorsunuz. şimdilik bunların üstesinden gelmeye çalışıyor gibisiniz ama yaşınız ilerledikçe sağlıklı bir şekilde bu onay arama ve karşılıksız sevgi konusunu çözmek daha da zorlaşacak çünkü hayat daha karmaşık bir hal alacak. başörtüsü ve yaşam tarzı kararlarınıza ek olarak size tavsiyem yeterli maddi güce ulaştığınızda bir terapiste gidip bu konularda destek almanız harika olur. yoksa yapacağınız işten, hayatta tökezlediğiniz yada başarılı olduğunuz her andan, gelecekteki olası sevgiliniz/eşinizden başlamak üzere tüm hayatınızı çok ciddi etkileyecek bu durum. Sevgiler ve tebrikler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir