Çevremdekilerin beni böyle daha çok seveceğini düşünüyordum.

Merhabalar, yazılanları okuduğumda, ne kadar da aynı düşüncede insan varmış, diyorum bu ülkede. İnsanların kafalarının içindekini göremiyoruz, sadece yanlarından geçip gidiyoruz. Yüzlerine bile bakmıyoruz çoğu zaman. Sanırım bu yüzden fikirlerimizin aynı ya da benzer olduğu insanları bulmak şaşırtıyor bizi. Bu platform için teşekkür ederim bu yüzden öncelikle.

Benim hikâyeme gelecek olursak, buradaki çoğu kadın gibi, muhafazakâr bir ailede büyümüş, 27 yaşında genç bir kadınım. 2010’da üniversiteye başladığımda bulunduğum muhafazakâr dernek, içimde kapanma duygusunun var olmasına neden olmuştu, ailemin de tatlı sert uyarılarıyla bir kere kapanmayı denemiş 1 ay sonra “Yapamayacağım.” diyerek tekrar çıkarmıştım.

2014 senesine kadar bu şekilde devam etti. Ailem her fırsatta bunu yapmam gerektiğini, bunun iyiliğim için olduğunu söyleseler de ben hep erteledim. Onlar da çok fazla baskı yapmadılar. Ancak 2014 senesinde dedem bir kış bizimle kalmak için evimize geldi. Dinine oldukça sert çizgilerle bağlı olduğu için benim kapalı olmamamı babama hakaret ederek duyurmaya başlamıştı; ”Sen nasıl erkeksin de kızını kapatamıyorsun” gibi.. Ben de dünyanın en iyi babasına sahip olduğum için ve bu laflara dayanamadığım için kapanma kararı aldım. İlk sene tesettüre daha uygun giyindim. Büyük eşarp ya da şallar, hatlarımı örten uzun kıyafetler. Ancak bu ben değildim. Kendi tarzımı oluşturmaya çalıştım. Son zamanlarda çok fazla gördüğümüz bone şekliyle örtünen kadınlar gibi örtünmeye başladım 2015’te. Bu şekilde mutlu olduğumu düşünüyordum. Zaten saçlarım güzel değil diyordum. Zaten çevremdekiler beni böyle daha çok sever diye düşünüyordum. Soranlara ya da eleştirenlere ise zaten tesettürlü olmadığımı sadece ölçülü giyindiğimi söylüyordum. 

Ancak daha fazla kendime bunu da yapmak istemediğimi son birkaç aydır fark ediyorum. Zorlanma hali insanı dini değerlerden de uzaklaştırıyor. Ancak hayatım boyunca çok cesaretli olmayan ben, buna da nasıl cesaret edebileceğimi bilmiyorum. Umarım bir gün…

Selamlar.

**Yazıyla beraber paylaştığımız görselin kime ait olduğunu bulamadık. Biliyorsanız kaynağıyla beraber yorum bırakabilirsiniz.

Paylaş:

Comment (1)

  1. Merhaba gerçek hayat isimli bir dergi var. Normalde bu dergiyi ve sayılarını takip etmiyorum. Fakat orada anne ben deist oldum isimli bir yazı ve o yazının içinde içinde röportajlar var. Okuyunca aslında insanların içlerinde olan ile toplum baskısı yüzünden maskelemek zorunda kaldıkları şeyleri göreceksiniz. Bu yazıyı naçizane tavsiye ederim. Dedenize ve babanıza gelince de din hatır gönül olsun diye yaşanacak bir şey değil. Kendimden biliyorum. Eninde sonunda içinizdeki o istek kendisini ifade edecek en ufak bir zemin bulduğunda ortaya çıkıyor. Babam hep benim için aşılması güç bir barikatti. Ama sonra ne anladım biliyor musunuz? Kendi önümdeki en büyük sınır zihnimdeki sınırmış. Yetişkin bir kadın olduğuma ilk önce benim ikna olmam gerekiyormuş. Yolunuz açık olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir