Kendime bunları yaşattığım için çok üzgünüm.

Bu kadar dert ortağımı görünce ben de yazmaya karar verdim. Önce aile yapımdan bahsedeyim. Ailem kesinlikle muhafazakâr denilen kesimden. Onların görüşüne göre açık olmak ahlaksızlık ve kabullenilemeyecek bir şey. Kapanma sürecim ortaokuldan sonra yatılı dini bir kursa gitmemle başladı. 13 yaşındaydım ve taktığım gibi herkesin ‘ Çok yakışmış’ , ‘Kapanmışsın hayırlı olsun daim olsun’ gibi cümleleri beni kapalılığa adapte etti ve öyle hissettim. Sonrasında kendimi başörtülü bir birey olarak hiçbir zaman hissetmedim, görmedim. Her ortama girdim ve isteğim her zaman onların yapabildiği şeyleri yapmaktı fakat yapsaydım sırf ‘başörtülü’ olduğum için kim bilir neler söylenecekti bana neler… Açılmak istedim hem de çok. Çok ağladım, çabaladım, sonunda kapandıktan 1 sene sonra Ramazan ayında duvarları tırmalayacak kadar ağladım yalvardım. O süre içerisinde teyzem bizde kalıyordu, beni Ankara’ya götürdü ve 1 ay açık kaldım. 1 ayın sonunda tekrar akraba baskısı yüzünden kapanmak zorunda kaldım. Fakat ben hiç kapalı hissetmedim. Hiç kapalı olmak istemedim. Hayatımın özgürce tadını çıkarabilmek istedim. Özgürce spor yapabilmek, koşmak ve bağıra bağıra şarkı söylemek, kahkaha atmak istedim. Kendime bunları yaşattığım için çok üzgünüm, 7 senedir mutlu değilim, konuşarak halledebileceğim bir şey de değil maalesef. Ben, ben değilim. Ben başkasının isteklerine göre kendi hayatımı yaşamaktan utanç duyuyorum. Umarım bir gün hayallerim gerçekleşir ve ben de bir gün kendi istediğim hayatı yaşarım…

(Görsel: Denis Sarazhin)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Deist Eleman

    Senin en ufak bir suçun yok. Yobazlık en güçlü ordudan bile kuvvetli, en öldürücü zehirden bile çok acı vericidir. Onlara karşı koymanın yolları vardır ancak bu eğitimle ve devlet eliyle yapılır. Umudunu yitirme. Dertleşmek istersen biz buradayız. Bir gün mutlaka, mesela ekonomik özgürlüğünü kazanınca, istediğini yapabileceksin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir