6 yıldır başımda ama kalbimde değil.

Ailem çok baskıcıydı ve 13 yaşında zorlamalarıyla başımı örttüm. Özellikle babamın zorlamasıyla hatta babamın ailesinin, akrabalarının “Sizin kız da liseye başlayacak artık.” demesiyle başörtüsünü taktım. 6 yıldır başımda ama kalbimde değil. Annem açık görüşlü, beni dinleyen fakat kendi özgürlüğü olmayan bir kadın. Bana karşı çok iyi ama elinden bir şey gelmiyor. Babamsa tam tersi. Benden kapanmamı istedi, hep itiraz ettim, sonunda şiddete vardı ve ben kapandım. Küçük ve bağnaz bir şehirde yaşıyorduk. Herkesin her haltı yediği ama “dindar” oldukları için inkâr ettikleri küçük bir Anadolu şehri. Bu şehirden nefret ediyordum. Yaşadıklarım beni çok hırslandırmıştı. Özellikle şiddet görmek çocuklar için çok zararlıdır ama bende ters dönmüştü sanki. Kendimi çalışmaya verdim. Liseye giriş sınavında çok yüksek bir puan aldım. Okulum, öğretmenlerim, herkes büyükşehirlerdeki liseleri tercih etmemi söyledi aileme. Babam onları dinlemedi. Akrabalarını dinledi. Akrabaları, ‘’Eğer kız çocuğu bu yaşta evin dışına çıkarsa o…u olur’’ dediler. Çok ağladım, yalvardım, annemle dinletemedik. Babam küçük şehirdeki okulları yazdı. El mecbur, buradaki fen lisesinde okudum.

Çok kitap okumaya ve yavaş yavaş babamdan uzaklaşmaya başladım. Uzaklaştığım her adım, bana dayak olarak dönüyordu. Kimseye karşı bir önyargım yok ama artık canımın acımasını istemediğim için yavaş yavaş okulun ortamından uzaklaştım. Benim için erkekmiş, trans bireymiş önemli değildi. Ama babam erkek öğretmenleri dahi kafasına takıyordu. Mesela akşam okulun kursundan çıkarken beş kişi caddede yürüyoruz; üç kız, iki erkeğiz. Amcam görmüş. Babama ‘’Senin kızın akşam vakti erkeklerle ne geziyor’’ diye söyledi. Bunun acısını o kadar çektim ki artık hayatıma bu yön vermeye başladı. Canımın yanmasından korktuğum için artık kendimi soyutlamaya ve çevremden kopmaya başladım. Daha fazla bağrış çağrış duymak istemediğimden.

11 ve 12. sınıfı, neredeyse kimseyle konuşmadan odamda ders çalışarak ve internette araştırma yaparak geçirdim. Yaşadıklarım beni uçuruma sürükleyebilirdi ama direnmeyi seçtim. Okuyarak direndim. Komik gelebilir ama kendimi kitaplara, felsefeye, tarihe verdim. Mücadele veren insanların zaferlerini okudum. Bir gün başörtüsünü çıkaracak, saçlarımı denize karşı savuracak, tuzlu suyu koklayacaktım. Fen lisesini dereceyle bitirdim, o yıl üniversite sınavında çok iyi bir puan aldım. İstanbul’da tıp yazmak istedim. Babamın akrabaları yine karşı çıktı. Kız başına İstanbul’da kalırsa bu kızın önünü alamazsınız adınız çıkar, dediler. El âlem ne der oldu. Bu sefer ben çok bastırdım. Babam tek bir şartla kabul etti. Ankara’da bir tıp yazdı. Ankara’yı kazandığım kesinleşince ben artık başımı açmak istediğimi söyledim. Ait olmadığım bir surete bakmak istemiyordum artık. Bir hayatım vardı ve ben bu hayatı yaşamak istiyordum. Allah’a inanarak, Allah’ı severek yaşamak istiyordum. Sürekli cehennemden korkarak değil. Başımı açma kararımı babama saygıyla anlattım. Beni sonuna kadar dinledi, sonra bağırmaya başladı, annem araya girdi de beni elinden alabildi. Bu kız böyle üniversiteye gidemez, dedi kendisi de evi topladı ve benimle taşındı. Ailece Ankara’da yaşamaya başladık. Belki buna iyi diyeceksiniz ama rezalet oldu. Bir kere babamın işi buna uygun değildi. Ankara, İstanbul’a kıyasla daha “muhafazakâr” bir Anadolu şehri. Babam kendine uygun bir semt seçti. “İffet sahibi insanların” yaşadığı, bir tane bile kültürel sanatsal faaliyeti olmayan bir semte yerleştik. Fakülteme çok uzaktı. Üniversiteme başlayınca sabah bir buçuk saat, akşam bir buçuk saat yol gidiyordum. Üç saatlik yol, Ankara’daki okulu hiç istememem, tıp fakültesinin kendi zorluğu, babamın sürekli “Üniversiteye başladın da namusumuza laf mı getireceksin?” diye her zamankinden daha çok baskıcı olması… Ankara’yı yaşamak, devlet tiyatrolarına gitmek istiyordum. İlk kez tiyatroya gittiğimde oyun saat 22.00’de bitiyordu. Anneme kimlerle, nereye gideceğimi, nasıl döneceğimi haber vermiştim. Tam çıkıyorduk babam Cüneyt Gökçer sahnesini bastı. Arkadaşlarımın, herkesin önünde kolumdan tutarak beni arabaya bindirdi. “Başörtünü bunlar mı çıkarmanı istiyor?” diye arkadaşlarıma bağırdı. “Tiyatroymuş sinemaymış hepsi şeytan işi” diye eve getirdi beni. Utancımdan uzun süre okula gidemedim. Bağlılık olmadan tıp fakültesi okunmuyormuş. Benim de suçum var. Bilime, çalışmaya, kitaplara âşık birisiydim. Ama bu sefer tüm sorunlara rağmen kendimi çalışmaya veremedim ve ilk yıl sınıfta kaldım. Ankara’da okumak istemiyordum artık, daha fazla zaman kaybetmek de istemiyordum. Üstelik kendi gönlümle kanlı bıçaklıydım. Ben hala Allah’a inanıyorum, hala dinime bağlıyım ama bunu böyle mi yaşamak zorundayım? Karanlıkta bazen saçımı rüzgâra bırakarak balkonda oturmaya başladım. Babam bir keresinde saçımdan sürükleyerek beni içeri soktu. Artık dayanamayacağımı düşündüm. Tüm bunlar ben “iyilik yolundan, dinden” ayrılmayayım diyeydi. Evet, iyilik ve güzellik yolundan çıkmayayım diye zaman zaman şiddet görüyordum. Sınıfta kaldığım yaz geçiş yapabileceğim tek fakülte olan Ege Tıp’a başvurdum. Önce gizli yaptım izin vermezler diye. Sonra açığa çıktı. Babam deliye döndü. Satarım da parayla gizli gizli giderim diye her şeyimi aldı. Nüfus cüzdanımı, telefonumu, bilgisayarımı, çocukluğumun altın top küpelerine kadar. Başvurum kabul edildi ama kayıt yaptıramadım. Tek başıma gidemedim. Başörtümü çıkaramadığım için zaten kendimi sevmemeye başlamıştım, şimdi gidemediğim için nefret ediyordum. Mecburen bu yıl, ikinci kez birinci sınıfa başladım. Zaten çok arkadaşım yoktu, artık yürüyen bir cenazeye dönüştüm. Daha fazla devam edemez hale geldim. Annem, değişikliğimi fark etti, beni gizlice psikiyatriste götürdü. Antidepresan kullanmaya başladım. Bu beni sakinleştirdi, kilo aldırdı ama eski ben yapmadı. Artık konsantre olamıyordum. Bu yıl birinci sınıfı, ikinci kez okuduğum halde sınıfta kalacağım. Çünkü ölü balık gibi bakıyorum. Annem dışında kimse halimi görmüyor. Babam için okuyup okumamam önemli değil. Akrabaları “Bu kız okudu da başını açmak istedi, bak bizimkilere? Bizde kimse başını açmıyor, bu okul günah.” diye babamın aklına giriyor sürekli. Annem tekrar Ege’ye başvurmamı istedi. Ama ikinci kez olunca kabul edilme ihtimalim düşük, yedek listeden başlatacaklar çünkü bu sefer. Kontenjan kazandım da gitmedim gibi, bir nevi puan kırma meselesi. Kabul edilir miyim bilmiyorum.

Artık aynaya bakınca gördüğüm kızdan utanıyorum. O kızın yüzüne bakmak istemiyorum. Kilo aldıkça düşünüyorum, ben bunları hak edecek ne yaptım? Kimseye kötülük yapmadım, suç işlemedim, kimseye zarar vermedim. Aksine herkese saygı duymayı öğrendim, bilimi, özgür düşünceyi benimsedim. Ama bunun bedelini canım acıyarak ödedim. Anneme yaşattıklarım için üzülüyorum. Ama annem gibi olmak istemiyorum. Hayatımı, paramı bir adamın eline vermek istemiyorum. Gelecekle ilgili hayallerim vardı ama hiçbiri kalmadı. Ben üçüncü kez Ankara’da birinci sınıfı okursam aklımı yitireceğim, belki fiilen üniversiteyi bırakacağım. Bilimi ve okumayı bırakmak istemiyorum. Param yok, çalışmak istiyorum ama o zaman tıbba devam edebilir miyim, bilmiyorum. Annemin babamın maddi geliri hala üzerime kayıtlı gözüküyor. Yoldan çıkarım diye bana vermedikleri paraları yüzünden burs seçeneğim yok. Babam ‘’Okumayacaksan evleneceksin’’ dedi. Benden habersiz imam nikâhı kıyarsa ne yaparım diye düşünmeye başladım. Tek suçum başımı örtmek istemiyorum demem mi? Yegâne isteğim İzmir’e gitmek ve orada yeni bir hayata başlamak. Beni başörtülü görmemiş, “sonradan açıldı” diye onurumu kırmayacak insanlarla arkadaş olmak istiyorum. Hayatımı yaşamadım. 19 yaşındayım, çok çalıştım ama laftan, sözden, namussuzluktan, dayaktan, cehennem azabından öyle korkutuldum ki ruh sağlığım bozuldu. Babamın beni döverek evlendirmesi ile beş parasız okumaya çalışmak arasındayım. Üstelik gitmekten de endişeliyim, ya babam oraya gelip bir şey yaparsa? Ya sinirli bir anda anneme zarar verirse? Vicdanımla çalışıp onurlu bir yaşam sürme özgürlüğüm yok mu benim…

(Görsel: Edvard Munch)

Paylaş:

Comments (21)

  1. Deist Eleman

    Dehşet içinde okudum. Kabullenmeyecek kimse biliyorum. Hatta şu an sen bile kabullenmeyeceksin ama tam olarak gerçek İslam bu. Tam ama tam anlamıyla bu. İslam zaten ”teslim” yani ”t-s-l-m” kökünden geliyor ve anlamı da bu. Bu din senden herkese, her şeye teslim olmanı istiyor. Yazık. Gerçekten çok yazık. 19 yaşında hayatının baharında bir kıza bunların yaşatılması… söylenecek çok söz var. İçim daralıyor, öfke doluyorum. Senden tek farkım cinsiyetim. Ben dinsizliğimi gizlemek zorundayım. Ve okuduğum bölümdeki mesleği yurt dışında yapamayacağımı bildiğim halde olur da buralardan gidebilirim diye her gün İngilizce çalışıyorum. Durumun korku verici ama umudunu yitirme ne olursun. Bu yobazlığın kaynağını sen çok iyi yaşıyorsun. Bunu sana yaşatan inancı ve motivasyonu lütfen tanı. Eşini dövmeye izin veren bir kitabın izinden giden kimse sana sevgisini veremez… diye düşünüyorum.

  2. merhabalar. annenizle iş birliği yapıp bi şekilde izmire gitmeyi düşünseniz? annenizin bu işin içinde olduğunu belli edecek bi hareket sergilemezseniz annenize durduk yere zarar verecek sebebi olmaz diye düşünüyorum.

  3. yalniz degilsin

    Okudum ve cok uzuldum. Cok caliskansin cok zekisin basaracagini biliyorum sen de bil. Okuluna asil bir an once o baban demek istemedigim insan parasina guvenip bu eziyeti yapiyo sana. Kendi paran olursa kurtarirsin kendini bunu sen de biliyosun. Kilo meselesini takma kilo alinir verilir insaniz hepimiz kendini bunun icin uzme. Burs ya da kredi almaya bak ya da para biriktiriyosan on kurus da olsa biriktir. Senin o kotu akrabalarin zaten acimasiz olan babani daha da gazliyor bu insanlar her yerdr ne yapalim. Hatta icten icr seni kiskaniyorlar emin ol. Notlarini yuksek tut yalvaririm izmir cozum degil ankaraya gelen izmire de gelir. Yurt disi dusun cabucak bitir okulunu. Yasadiklarin cok aci ama unutma yalniz degilsin cok az bir yolun kaldi biraz daha diren.

  4. Bu kadar sert olmasa bu duruma çok benzer bir durum içerisinde hayatını sürdürmeye çalışan biri olarak yaşadığın hayatın ne kadar zor olduğunu anlıyorum. Asla sana tavsiye vererek şunu yap bunu yap diyemem, eminim sen zaten olabilecek her şeyi düşünmüşsündür. Ben de Ankara’da üniversite okuyorum ve eğer sen de istersen birbirimize destek olabiliriz, beraber çıkış yolları arayabiliriz. Eğer iletişim kurmak istersen e-mail adresimi aşağıya yazacağım. Umarım hayatta yapmak istediğin her şeyi yapar, istediğin kişi olursun. Asla yalnız yürümeyeceksin!
    [email protected]

  5. Merhaba, umarım bunu okursun.

    Şu an ingiltere’deyim ama aslında ankaralı’yım. döndüğümde ne konuda olursa olsun yardımcı olmak isterim, dindar bi ailem var, ben ne kadar kopmuş da olsam, ailenin benimle arkadaşlığını sıkıntı etmeyeceğini düşünüyorum. ben de başımı sonradan açıp bu konuda ailemle sürtüşmeler yaşadım ama geneli duygusal problemlerdi. okulunu bırakmaman, daha iyi hissedebilmen için yanında olmaya hazırım döndüğünde. hiç olmadı arada bir çay içer iki sohbet ederiz. yapabileceğim başka bir şey olursa da. ismim şeyma. çok zor biliyorum, ama sabret, bu günler bitecek. [email protected]

  6. Merhaba, dün geceden beri sizi konuşuyoruz birkaç arkadaşımla. Belki bir şeyler düşünebiliriz birlikte. e-mail adresimi yazıyorum iletişime geçmek isterseniz. [email protected]

  7. lütfen gelen yorumlara bakıyor ol ve bunu da gör. izmir için ufak bi yardımım dokunabilir. iletişime geçmeni sabırla bekliyorum. yalnız değilsin ve yalnız da yürümeyeceksin.
    [email protected]

  8. Ayşegül

    Merhaba acını gerçekten kalbinde hisseden birisi olarak yazıyorum lütfen bizim yapabileceğimiz bir şey varsa söyle? Ben şahsım adına elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım. Bunların hepsi geçecek inan bana. Sen o adamdan çok daha güçlüsün. İçindeki dinmek bilmez özgürlük ve gençlik ateşi ile bu yazıyı okuyup elinden geleni yapmaya hazır birsürü insanla biz o adamı alt ederiz. Ben de başörtüsünü çıkarmış bir insanım üstelik kendi isteğimle takmaya başlamıştım ve ben de tam altı yıl taktım senin gibi, ancak artık kendimi o görüntüye ait hissetmiyordum ve kısa bir zaman önce çıkardım ve kendim olmak o kadar iyi hissettirdi ki, sen de tüm bu süreçleri birlikte atlattığımız da o ilk rüzgarı saçlarında hissettiğinde tüm acıların dinecek ve yepyeni bembeyaz bir sayfa açacaksın hayatında. Bunu yapacağız, hep birlikte yapacağız. Biraz daha sabret çok az kaldı. Ve lütfen bize sana nasıl yardım edebileceğimizi anlat.

    • Ayşegül

      Aklına gelen her ne ise bizimle paylaş bunu isteyemem ki falan diye hiç düşünme. Benim İzmir’de bir bağlantım yok ama eğer İzmir’e gitmeyi düşünüyorsan erkek arkadaşımın orda birçok arkadaşı var belki onlar sana yardımcı olabilir. Ne yapmak istediğine karar verdiğinde burdan bizimle paylaş ki bi şeyler yapıp yapamayacağımızı görebiliriz ve eminim birileri muhakkak çıkacaktır yardımcı olabilecek. Eğer istersen bana özelden de ulaşabilirsin. Twitter’da @mrysgl kullanıcı adım. Senden güzel haberler bekliyoruz, sevgilerimle.

  9. Yirmi yılın ardından çıkardım başörtümü. Ailemin hepsi tarikat derecesinde dindar ama kendi paramı kazandığım için başta olay çıksa da yeterince etkileri olmadı üzerimde. Olay burdan geçiyor maddi anlamda bağımlı olunca kendin olabilmek çok zor. Sonradan hayal bile edemeyeceğim şekilde alışıp kabullendiler. Lütfen biraz sabır edip okulunu bitirmeye çalış. Okul bittikten sonra çok güzel bir hayatın olacak azcık sabır diliyorum sana.

  10. Yanindayiz

    Sana sadece şunu söyleyeceğim ortaokulda babam annem kapan dedi sonra dedim ki icimden asla diyordum. Lisede baskilar geldi zamani degil dedim ben biliyorum dedim. Universitede dis hekimligi okuyordum bu ortamda dislanirim sonra dedim. Meslegimi yapmaya baslayinca eger bana bunu bir daha söylerseniz yuzumu goremezsiniz dedim ve kafama gore biriyle evlendim. Diyecegim o ki eline meslegini parani alana kadar idare et duyma dediklerini ilerde hepsi cok daha rahatliyor. Eski arkadaslarindan da kimse niye acildin demez merak etme ben basini acanlari gordukce icten ice mutlu oluyorum istediklerini yaptiklari icin. Yanindayiz kendini yipratma kafana cok takma sadece okulunu bitirmeye odaklan. Her zaman iletisime geçebilirsin gelirsem Ankaraya gelirsem tanismak isterim istersen.

  11. Biz de senin arkadaşın olabiliriz hiç bir zaman kendini yalnız hissetme. Arkadaşlık mesafelerle ilgili değil sonuçta bi dersin sıkıntın olduğunda biz buradayız. benim ailem de dindar ama bana pek baskı yapmadılar hep kapanmamı istediler ben erteledikçe anladılar istemediğimi.arada sitem ediyorlar şimdi. O yüzden yaşadıklarını tam anlayamasam da biraz olsun tahmin edebiliyorum. Bence kendini salmamalısın yoksa hiçbir şey dğzelmez biran önce kurtulmaya bak. Kendi ayakların üzerinde durabildiğin an sana hiçbir şey diyemezler istersen babanı görmezsin bile . Zor biliyorum ama sadece dayan olur mu

  12. canım benim sen çok güzel, çok cesur ve çok güçlü bir genç kadınsın. ve asla yalnız değilsin! benim seninkine çok benzer bir hikayem var. şu an 50 yaşındayım. 5 sene kaybım oldu ama sonra odtü’de lisans, yurtdışında doktora yaptım. şu an öğretim üyesiyim. çok zor oldu çok. ama imkansız değil. bak ben buradayım. ben senin de yapabileceğine inanıyorum. çünkü sen çok güçlü ve akıllı bir kadınsın. buraya kadar gelmişsin. bundan sonrasını da yaparsın, yapacaksın. asla yılma ve yıkılma! bu depresyon, bunalım, güçsüzlük hissi geçecek. sen bir kez tekrar ayağa kalktın mı hepsi geçecek. oradan çıkman lazım. hem bu ruh halinden hem de o evden. edebiliyorsan anneni ikna et, o evden seni çıkarsın. sonrasında bizler senin yanındayız. hem birlikte sana destek olacağız. ben aydın’da yaşıyorum. izmir’e çok yakın. her türlü desteğe hazırım, maddi manevi. lütfen lütfen toparlan ve yoluna devam etmek için ayağa kalk. ondan her şey çok güzel olacak. bana şu adresten ulaşabilirsin: [email protected]

    • Ayşegül

      Şerife hanım siz harika bir insansınız. Ellerinizden de yüreğinizden de öperim. Sevgilerimle.

      • Sevgili Ayşegül, ben de senin yüreğinden, gözlerinden, yanaklarından öperim. Buradaki herkesin aynı şekilde. Çok güzelsiniz, hem de çok. Gurur duyuyorum hepinizle. Hep beraber daha güçlü olacağız. İlk kez ben de yalnız olmadığımı anladım bu site ve sizler sayesinde. Hem de 40 yıl sonra! Şimdi birbirimize dayanma ve yardım etme zamanı. Neye sahipsek onu paylaşma zamanı. Kadınların azmini ve iradesini kimse kıramaz, izin vermemeliyiz buna. Sevgilerimle.

    • Deist Eleman

      Teşekkür ediyorum herkes adına. Siz iyi birisiniz.

  13. Sevgili Ayşegül, ben de senin yüreğinden, gözlerinden, yanaklarından öperim. Buradaki herkesin aynı şekilde. Çok güzelsiniz, hem de çok. Gurur duyuyorum hepinizle. Hep beraber daha güçlü olacağız. İlk kez ben de yalnız olmadığımı anladım bu site ve sizler sayesinde. Hem de 40 yıl sonra! Şimdi birbirimize dayanma ve yardım etme zamanı. Neye sahipsek onu paylaşma zamanı. Kadınların azmini ve iradesini kimse kıramaz, izin vermemeliyiz buna. Sevgilerimle.

  14. Elif Linda Grace

    Bana bir şekilde ulaşabilir misin acaba? Şu an yurtdışındayım fakat normalde İzmir’de yaşıyorum. Döndüğümde elinden tutmak isterim. Gerekirse yanına ailenin yanına gelirim. Bir şekilde yardım etmek istiyorum.
    [email protected]

  15. Lütfen bizlerle iletişime geç. Ben Ekim ortasında Ankara’ya geleceğim. Buluşabiliriz. İstersen yalnız istersen anneni de alıp gelebilirsiniz. Konuşalım ve bir çözüm üretmeye çalışalım hep birlikte. Email adresimi tekrar yazıyorum: [email protected]

  16. Sakın ama sakın vazgeçme. Çare İzmir’e gidebilmen mi Ankara’da kalıp yüzleşerek mücadele etmen mi tam bilemiyorum. Eminim ki anlattığından, benim sadece okuyarak anlayabileceğimden çok daha fazlası da vardır bu hikayenin. Tek söyleyebileceğim maddi gücünü eline al ve açılmayan birçok kapının nasıl birer birer açılmaya başladığını göreceksin. 10 yıl oldu başımı açalı ve şuan kimseye hesap vermediğim bi hayata sahip olmamın tek sebebi yeterince direnmek ve maddi özgürlüğümü elime almak oldu. Önce bi bunu hallet, ondan sonra zaten ailenle olan ilişkinin boyutunu, sınırlarını yeniden gözden geçirmek zorunda da kalacaksın. Okulda sınıfta kalman önemli değil, bu sene tekrar kalman da önemli değil, hepsi toparlanır, her şey yoluna girer. Sen terapini sakın ihmal etme. En önemli sermayen akıl sağlığın ve direncin şuanda. En çok onlara ihtiyacın olacak bu süreçte. Daha sonra eğer Izmir’de konusunda kararlıysan yatay geçiş için yine de şansını dene. Hiç belli olmaz yedekten bile olsa belki yine girebilirsin. Eğer olmuyorsa okulu dondurmak da bir seçenek. Okulu dondurup bir seneyi sadece maddi olarak bağımsız olacak düzeni yaratmaya adayabilirsin. Çok güçlü bir kadın olduğuna inanıyorum, yürekten inanıyorum hem de. Gerekirse hem okuyup hem çalışacak ama bu sarmaldan kurtulacaksın inanıyorum. Okulun uzaması dünyanın sonu değil merak etme. Yavaş bitsin ama işin sonunda tamamen bağımsız bir birey olacaksın. İnan buna değiyor tüm o çabalar, uykusuzluklar, mesailer arasında okul devam etme çilesi. Kendine inan ve diren.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir