Benden çalınan özgürlüğü onların elinden, dilinden söküp alacağım.

Başarmayı bekleyemeyecek kadar sabırsız ve korkağım, onun için hikâyemi şimdi anlatmak istedim. Çevrem beni her zaman asi bir kız olarak görmüştü, bense içimde yatan kırılgan kızı çıkarmamak için o kimliğe bürünmüştüm. Aslında 14 yaşında başladı her şey. ‘Kapanacak benim kızım, kapalı annenin kapalı kızı olur…’ Annem ve babam beni hep istedikleri kalıba sokmak istemişlerdi; onlar için açık ya da kapalı olmak sözde önemli değildi, kendini korusun yeterdi ama işlevde kapalı ailenin kapalı kızı olmalıydı! Açıkça söyleyeyim, içimde dine dair hiçbir kıpırtı yok, dinle alakası olamayan bir kızım. Lise tercihlerime hep İmam Hatip yazdılar, istemesem bile sustum. Konuşmak ne haddime? 1 sene engelledim kapanma mevzusunu ama sonra akraba baskısı önüme çıktı. Beni dışarıda gören tanıdıklar ‘Kadının iman tahtası burasıdır, kapanmak sana çok yakışacak, bizim zamanımızda döverek kapatırlardı…’ tarzında konuşur, üstlerine vazife olmayan işlerle uğraşırlardı. Annem bana kapanmazsam okula gitmeyeceğimi söyledi. 2 hafta boyunca okula gitmedim, olmak istemediğim biri olarak okula gitmek, açıklama yapmak veya kabuğuma sıkışmak istemiyordum. Okulda tanınan bir kızdım, kızıl kafalı belalarıydım. Bir sabah kapanıp okula gitmemle her şey değişti. İstemeye istemeye, içim kan ağlaya ağlaya taktım başörtüyü. Aynaya baktığımda kendimden o kadar nefret ettim ki anlatamam. Fotoğraf çekmeyi çok severdim, nefret ettim. Konuşmayı severdim, nefret ettim. En önemlisi kendimi severdim. 1 sene sürdü bu, bu 1 sene boyunca gerekmedikçe konuşmadım, aynaya bakmadım. Açılmak istiyordum her ne olursa olsun! Ancak içimde temelden atılmış bir korku vardı ‘Kapanmazsan deden seni öldürür.’ Sahi yaşıyor muydum ben? Yoldan geçen küçücük çocukların saçlarına bile kıskançlıkla bakardım, yaşamak bu muydu? Başlı başına kıskançlık. Değildi elbette. Okulda verilen proje ödeviyle özgürlüğü tattım. Birkaç arkadaş grubu olarak Adalar’a gittik, o gemide saçımı açtım, umurumda olmadı hiçbir şey. Rüzgârın saçımı tatlı tatlı dalgalandırması, boynuma vuran soğuk sızısı. Yaşıyorum dedim ben, yaşıyorum! Nefes alıyorum. Kendimden nefret etmiyorum. Açılmak istediğimi aileme hiçbir zaman söyleyemedim, her ne kadar çevremde asi gibi görünsem de korkağın tekiyim. Söyleyeceğim, belki yarın, belki öteki gün ama elbet söyleyeceğim. Benden çalınan özgürlüğü, giymek istediğim ama asla giyemediğim kıyafetleri onların elinden, dilinden söküp alacağım.

Paylaş:

Comment (1)

  1. Deist Eleman

    Lütfen bunu bekletme. Özgürlük ne zaman kazanılırsa kazanılsın hep güzeldir. Ama erkenden kazanmaya bakın. İslam bataklığında doğmuş olmak bizim kaderimiz ne yazık ki. Senin kapanman ve benim kendimi özgürce ifade edememem. Ama bunu değiştirebiliriz. Sizin saçlarınız özgürlüğün bayrağı olur, siz çabaladıkça. Kendimizi kandırmayalım. Özgürlük gayet de istediğin gibi giyinmek ve inanmaktır. Yaşamaktır. Bir kapalı her zaman kendine çeki düzen vermelidir. Ama o insanın içinde aslında ne çılgın bir kişi yatar. Bilemeyiz. Ben sizin adınıza bir erkek olarak çok üzülüyorum ve özgür olmanız için elimden gelen ne varsa yapmaya hazırım. Bu korku devri bir gün yok olacak. Yeniden modern devlet, laik devlet ve seküler toplum olacağız. Her şey çok güzel olacak. İnanın kendinize. Ve özgürlük trenini kaçırmayın. Siz buysanız busunuzdur. Ötesi değil. Kişilik bir soyut kavramdır ve hapsedilemez. Bunu sadece kişinin kendisi yapabilir. Siz istemeseniz de hapsetmişsiniz. Özgür olmak zor da olsa elinizde. Aramıza istediğin kişi olarak katılmanı heyecanla bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir