Bize, açık gezdiğimiz için babamın öbür dünyada acı çektiği söylendi.

Ben de her birimiz gibi muhafazakârlık adı altında dini işine geldiği gibi kullanan namus takıntılı bir ailenin içinde doğdum. Benimki burada anlatılanlar kadar ağır olmadı ama paylaşmak istiyorum çünkü bu benim hayatımın en iyi zaferlerinden biriydi.

Bundan 10 yıl önce babamı kaybettim ve babam gerçekten açıklık-kapalılık vs. böyle şeylere takılmayan biriydi ve bizim için tek isteği eğitim açısından kendimizi ilerletmemiz ve ileride kimseye muhtaç olmadan kendi ayaklarımız üstünde durabilmemizdi. Fakat ailede anlamsız bir akım oluşmuştu; kuzenlerim dâhil ailedeki herkes kapalıydı, ablam ve ben hariç. Sırasıyla herkes kapanacak gibi bir görüş vardı ama babam yaşarken böyle bir şey olmamıştı çünkü öncelik bizim okumamızdı. Babam vefat ettikten sonra ablamın beynine girmeler başlandı. Ablam çok saf ve kendini ifade edemeyen, insanların isteklerine göre yaşayan biri olmuştur. O zamanlar psikolojisi de yerinde değilken aile büyükleri tarafından uygulanan bu baskıya dayanamayıp kapanmaya karar verdi. Babam biz açık gezerken orada acı çekiyormuş, bize öyle söylendi.

Babasını yeni kaybetmiş 17 yaşındaki birine (ablama) böyle saçma sapan bir sorumluluk yüklediler. Ben küçüktüm fakat bunlar o kadar komik ve saçma geliyordu ki sıra bana geldiğinde nasıl savaşabileceğime karşı kendimi hazırlıyordum, kalkanlar oluşturmaya çalışıyordum. Böylelikle ailenin asisi oldum. Yaşım büyüdükçe bana sürekli kapanma zamanımın geldiğini gösteren baskılar yapmaya başladılar; hatta dinde zorlama olduğu, kapanmamın da bir zorunluluk olduğu bile söylendi. Ben kendi çapımda çok inançlı bir insandım; sürekli dua eder, şükür ederdim. İlahi güce çok inanırdım, namaz kılardım, her şeyi Allah’tan isterdim ve bu benim içimden gelirdi. Ama zamanla bu insanlarla bu konuşmalara girdikçe sürekli dini sorguladım ve anladım ki o insanların bahsettiği din ve inandığımız din aynı değil. Zaman zaman okula gidemeyeceğim, zorla bir tesettür mağazasına götürülüp kapanabileceğim söylendi. Her zaman karşı geldim ve hep kötü bir çocuk oldum, benden her türlü şeyi bekliyorlardı. O insanlarla görüşmek istemedim, olabildiğince kaçtım ve gerçekten nefret ettim. Babamızı kaybettiğimizde asla sevgi göstermediler, aksine bir ton baskıyla psikolojimizi daha da bozdular. Üniversiteye geçerken kapanacağım herkese göre kesindi çünkü belli bir kural vardı, ablam da öyle kapanmıştı. Ben kesin kararlıydım; kapanmayacaktım, sonucu ne olursa olsun. Eğer okumama izin verilmeseydi ailemi bırakıp gitmeyi bile düşünmüştüm. Sokakta yaşardım, çalışırdım ama en azından kendi istediğim gibi bir hayat sürerdim, bir şekilde yolumu bulurdum. Bu düşünceler hep kafamdaydı sonunda panik atak hastası oldum ama bunun şımarıklık olduğunu söylediler, yine inanmadılar. Yine de ben her zaman savaşmaya devam ettim. Benim ablam bu savaşta yenildi, şu anda gerçekten çok pişman ama yine de toplum baskısı yüzünden açılmaya cesaret edemiyor. O hayatı boyunca insanların isteklerine göre hayatını şekillendirdi, hayallerinin peşinden hiç gitmedi. Üzülerek söylüyorum ki şu an mutsuz ve hayata karşı öfkeli. Bense her zaman hayallerimin peşinden gittim. Bildiğim tek bir şey vardı; hayallerim gerçekleşmezse ben mutlu olamazdım, var olamazdım.

Şu an en çok okumak istediğim bölümü okuyorum. Saçlarımı istediğim gibi yapabilirim; kapanabilirim, açılabilirim, bu kimseyi ilgilendirmez. Aile büyüklerim beni böyle kabul ettiler, belli bir zaman sonra da psikiyatriste gittim, ilaç tedavisi gördüm, kaygılarımdan korkularımdan kurtuldum. Gerçekten o ara yaşadığım psikolojik travma ağırdı ama ben ezilmedim. Lütfen kimse ezilmesin, her şeyin başı inanmaktan, cesaret etmekten geçiyor. Aileniz akrabalarınız sizi olduğunuz gibi sevmiyorsa, kabul etmiyorsa bırakın etrafınızda olmasınlar. Kimse için kendinizi değiştirmeyin, kalbinizden ne geçiyorsa öyle yaşayın. Ben her zaman öyle yaptım. Çok kırdım, çok kırıldım ama bu savaşı verdiğim için içim çok rahat ve mutlu bir hayatım var.

Son olarak arkadaşlar din gerçekten böyle bir şey değil. Etrafımda çok fazla tesettürlü insan var ama kalpleri o kadar kötü ki, yemin ederim bazı zamanlar dinimden nefret ettiğim oldu. Diğerleri hep alkol kullanan, leş insanlarmış gibi öğretildi sanki hastalıklılarmış gibi gösterildi. Ben öyle insanların içinde okudum, gördüm, evlerine gittim, samimi oldum ve kendi büyüklerimden göremediğim ilgi alakayı, sevgiyi, samimiyeti onlarda gördüm. Eminim ki Müslüman görünümlü kalpleri fesatlıkla dolmuş bu insanların öbür dünyada çekecekleri bir azap var, bu yüzden onların eleştirilerine, yobazlıklarına, sadece gülümseyip geçiyorum. Siz de böyle yapın, insanları kapalılıkla açıklıkla yargılamayın çünkü her şey kalpte bitiyor. Öpüyorum tüm hemcinslerimi!

**Yazıyla beraber paylaştığımız görselin kime ait olduğunu bulamadık. Biliyorsanız kaynağıyla beraber yorum bırakabilirsiniz.

Paylaş:

Comments (6)

  1. Deist Eleman

    Esenlikler, hemcinslerinizden olmayan ve dinsiz bir arkadaşınızım. Sizi kutluyorum ve hayatınızın her anında bu kararlılıkla dik durmanızı diliyorum.

    • deist eleman bey her paylaşımda bir yorumunuz var. sizin tüm bu olanlara karşı öfkeniz nedendir acaba merak ettim doğrusu

      • Deist Eleman

        Çünkü özgürlükleri elinden alınıyor. Bir dinim yok ve anlayacağınız üzere dinlerin yalan olduğunu düşünüyorum. Bir masal için ”istemeyen” kimsenin kapalı olmasını istemiyorum. Hepsine yorum yapmamın nedeni de destek vermek.

        • Didaktik yorumlar yapıyorsunuz. Din böyle zehirler, şöyle zarar verir, şunu yapın gibi. Burada insanlar duygularını paylaşmak, bunların duyulmasını istiyor. Bir otoritenin baskısından çıkmaya çalışıyorlar, başka bir otoritenin baskısından rahatsız olabilirler.

          • Deist Eleman

            Meslekten dolayı diyelim dilime. Yorumunuzu dikkate alacağım. Amacım kimsenin baskı duymamasıyken birisini baskı altında bırakmak yanlış olur.

  2. Ne güzel anlatmışsınız tebrik ederim sizi sevgiyle kalın 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir