Buraya yazmak için de hedefimi başarmayı bekledim. Başardım, şimdi de yazıyorum.

Benim de bir çoğunuzdan farklı bir hikayem yok. Belki bir çoğunuza göre daha şanslıydım, o kadar. Regl olur olmaz başörtüsü takmam için baskılara maruz kalmadım. Regl olmamdan yaklaşık bir yıl sonra, 7. sınıfın yaz tatilinde kendi isteğimle kapandım. O gün kendime şunu söylediğimi çok net hatırlıyorum; “Eğer bugün kapanmazsam bir daha hiç kapanmam.”. Doğruydu da, kendimi tanıyordum.

Yıllar geçti, ben gelecek hayatımı hep başörtülü ama başarılı kadın profili üzerine düşledim. En büyük hayalim bilim ve sanat alanında çok büyük şeyler başarıp, başörtülü kadınların da başarılı olabileceğini dünyaya kanıtlamaktı. Hatta bu hedefim yüzünden bir süre boyunca kendime bile artık başörtüsü kullanmak istemediğimi itiraf edemedim. Çünkü ben hep başörtülü insanları temsil eden o başarılı kadın olacaktım, hayattaki hedefim buydu. Bilirsiniz, başörtülü olduğunuz zaman çok daha fazla kısıtlanırsınız. Bu hedefi de tüm bu kısıtlamalara, imkansız görünenlere başkaldırış olarak görüyordum. Yine de şu an tüm bu kısıtlamaları aşan bir çok başörtülü kadın olduğunu biliyorum. Ben başörtülü başarılı kadın olamadım ama olacak çok kadın var. Bu yüzden mutluyum.

Benim artık başörtüsü takmak istememe sebebim de bunu mantıklı bulmamam. Hiçbir erkeğin bana bakma sorumluluğunu ben özgürlüğümden feragat ederek almam. Tek sebebi bu değil ama en ağır basan sebebi bu. Hâlâ Müslümanım ama ileride ne olacağını bilemiyorum, çünkü ne sorsam tatmin edici bir cevap alamıyorum, mantığım kabul etmediği daha birçok şey var. Büyüdüm, geliştim ve dinimi sorgulamaya, “Neden?” sorusunu sormaya başladım. Çok fazla insanla tartıştım, anneannem, teyzem, dayım, birçok insanı karşıma aldım. Kimse bana din konusunda tatmin edici bir cevap veremiyordu, hâlâ veremiyorlar. Onlar yazan şeyleri sadece kabullenmişler. Benim kafamda ise her geçen gün daha fazla soru birikiyor. Cevap alamadıkça daha fazla, tatmin olmadıkça daha fazla.

Bundan yaklaşık bir buçuk, iki yıl önce de anneme söyledim artık başörtüsü kullanmak istemediğimi. Daha doğrusu ben söylemedim, o tahmin etti. Ben de ne mücadele edebildim, ne de tamamen kararıma sahip çıkabildim. Ablam, annem ben oturup konuştuk ve annem dedi ki, “Eğer açılırsan seksen yaşına kadar yaşayacak olsam dahi, Allah benim canımı alsın.”. Bu bir çocuk için çok zor bir şey. Tüm elinizi kolunuzu bağlayan, yolunuza taş koyan bir söz. Tabii o zamanlar böyleydi. Annem sağ olsun, 21 Ocak 2019’a kadar başörtüsü kullanmaya devam ettim. Tabii ki 2017’den bu yana uzun uzun düşünecek vaktim de oldu. Kararımdan tamamen emin oldum ve kendime güvendim. Yine de bana güç olacak bir şeylere ihtiyacım vardı. Birçok kişi bana destek oldu; arkadaşlarım, öğretmenim, erkek arkadaşım…

2018’in yazında da burayı keşfettim. Buraya yazmak için de hedefimi başarmayı bekledim. Başardım, şimdi de yazıyorum. Burası bana her zaman o kadar güç verdi ki, her düştüğümde, pes etmeye yaklaştığımda elimden tutup kaldırdı. Cesaretimi toplamama yardımcı oldu, birilerinin de benim yaşadıklarımı yaşadığını bilmek, bugün bunu başarmamdaki en büyük etken oldu. Ben de şimdi başka kadınlara cesaret vermek için yazıyorum. İlk önce ablama söyledim, bana destek olacağını düşünerek. Yüz yüze konuşmaya cesaretim yoktu, mesaj attım. Bana destek olmayacağını, çünkü yaptığım şeyin yanlış olduğunu yine de saygı duyduğunu söyledi. Bu beni çok üzdü ama pes etmedim. Annem bir haftalık anneanneme kalmaya gittiğinde ona da mesaj attım. Uzun uzun açıkladım. Teyzem bana annem ağlıyor diye kızdı, diğer teyzemi ya ileride dinden çıkarsa diye kışkırttı… Ve hiç beklemediğim şekilde diğer teyzem bana destek oldu, anneannenle ben konuşurum dedi hatta. Anneanneme söyledi, anneannem de, “Tamam ama bir daha evime gelmesin.” dedi. Tamam dedim, ben de. Bu da sonuçta onun tercihi, bir şey yapamam. Annem ve anneannem benim için önemlilerdi. Onları da bundan haberdar ettikten sonra hazır olmayı bekledim. Ve 21 Ocak 2019 günü, benim miladım oldu.

İlk gün karmakarışık hissediyordum, bir süre daha öyle hissettim. Yaklaşık bir hafta geçti ama çok daha iyiyim, aşıyorum, alışıyorum, geçiyor. Mutluyum, kendimim. Annemle oturup saçlarıma fön çektik geçen Cumartesi, saçımı boyamam için bana sürekli boya al, boya al dedi, aldım ve hesaplamalarımda yaptığım yanlışlık yüzünden istediğim gibi olmadı. Şimdi saçıma ne yapsak diye tartışıyoruz. Aramızda hiçbir sorun yok. Bana kalbinin kırık olduğunu söylüyor sadece, arada da laf söylüyor ama o kadar. Anneannem de namaz arasında ağlıyormuş, kuzenimin bana söylemesini istemiş. Onun için üzgünüm ama sonsuza kadar ilişkimizin böyle gitmeyeceğini biliyorum. Bir şekilde anneannemle de eski ilişkimize kavuşacağız. Babamı merak ediyorsanız, başörtüsü kullanmaya başladığım zaman da umurunda değildi, şimdi de değil. Zaten onunla aynı evde yaşamıyoruz.

Bu arada, annem ölmedi, yaşıyor. Ben de artık olduğum gibi göründüğüm için mutluyum. Korkmayın, kendiniz için yaşayın, bir başkası için değil.

Paylaş:

Comments (6)

  1. İşte beklediğim hikaye 🙂 Seni seviyorum hayatının ilerisinde başarılar canım 🙂 <3

  2. Deist Eleman

    Görmek istediğim şey bu cesur kadınlar. Seni tanımıyorum ama seninle gurur duyuyorum. Din ile ilgili sorularına dinin içindekilerden yanıt bulamazsın bu arada. 2013’ten bu yana dinsizim. Dinsiz olduğum sürede dahi sorularım yanıtsız kaldı ancak artık yanıtların dinde olmadığına eminim. Sana Turan Dursun’u öneriyorum. Uzun yıllar imamlık ve müftülük yapmış, en sonunda dini terk edip din gerçeklerini yazmış birisi. Din Bu 1 ve Din Bu 2 kitapları senin için uygun. Ben 1’i bitirdim ve çok şey öğrendim. Din Bu 2’nin başında da çok özel konular var ancak burada bahsetmek istemiyorum. Beni mutlu ettin, teşekkürler.

    • Merhaba, yorumunuz için çok teşekkür ederim. Turan Dursun’u tanıyorum. Hatta Din Bu 1’i satın aldım. Henüz okumadım, inceledim ama kısa zamanda okuyacağım. Nice güçlü kadınlara… 💙

    • Turan Dursun’un kitaplarının hepsini 30 sene önce (Katlinden hemen sonra) okumuş ve doğru yolu bulmuş biri olarak diyeceğim şudur; Vakit kaybetmeyin. Ben daha dürüst, daha ahlaklı olduğum için deistim. Din size bunları sağlamıyor. Eğer din ahlak , namus ve dürüstlük sağlasaydı ensar, tarikat ve cemaatler, yolsuzluklar, insanlar açken keyfin dibini sıyıranlar olur muydu.

  3. bu platformu dini veya dinsizliği övme aracı olarak kullanmayı doğru bulmuyorum, yazının altındaki yorumların bazıları malesef dinin olmadığını, kötü olduğunu söylüyor ama bu durumun gerçekten zorla kadınlara başörtüsü takılmasıyla ilgisi yok. din vardır ya da yoktur dinde başörtüsü vardır ya da yoktur bunlar bu platformun meseleleri değil, eğer insanlar bu konular hakkında yazıp durursa yorum olarak veya başka şekilde, platforma insanlar saldırmaya başlayacak ve kuranlar dahil herkesi din düşmanı ilan edecekler, zor duruma düşürmeye çalışacaklar. kişi başörtüsü takar ya da takmaz, takana da takmayana da saygım sonsuz, ama her iki konuda da baskı yapıp kişileri kısıtlayanlar, bu hikayelerin kötü adamları onlar. dine hakaret etmek veya din yok zaten demek hiçbir şeyi düzeltmez aksine inanan insanları kızdırır ve başını açmak isteyen ama hala inançlı olan insanlarda baş açmak ve dinsizlik aynı şey düşüncesini oluşturur. konumuz isteyenin istediğini giyme ve istediği zaman saçını kapama veya savurma özgürlüğü olsun başka şeyler değil. ancak bu şekilde bir şeyler daha iyi olabilir ve baskının azaldığı yarınlar görebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir