Zorla kapatılmam yetmezmiş gibi düşüncelerimi de önemsemediler.

Uzunca konuşulacak konuları kısaca susturuldu, bir kenara atıldım.

Benim hikayem 12 yaşımdayken başladı, daha eğlenceli deli dolu bir insandım ve bir gün aşırı karın ağrısıyla sızlanıyordum, o gün regl olduğumu öğrendim ve anneme hemen söyledim. Annem tabii ki şaşırdı, daha erken olduğunu söyledi. Sonra 1 hafta falan geçti ve annem bana artık kapanmam ve namaza başlamam gerektiğini söyledi. Ben anneme istemediğimi, daha erken olduğunu söyledim, ama annem 7 yaşında namaz kılmaya başlanması gerektiğini söyleyerek bu konunun tartışmasız olarak kapandığını söyledi. Annem ve babam bana sürekli bu şekilde davrandı. Bir gün kursum vardı ve ben hazırlandım, dışarı çıkacağım, annem “Başörtünü takmadan çıkamazsın” dedi, ben başladım ağlamaya. “Ben yapmayacağım, ben istemiyorum…” Tabii ki benim ağlamam bir şey değiştirmedi. O gün kursa gitmedim ve saatlerce ağladım, ama kendime ağladım… Niye yaşamak zorundayım diye…

Daha sonra iş daha da ciddileşti, babam devreye girdi. Artık kaçınılmaz son. Baskı ve şiddete bu kadar dayandı kalbim ve pes ettim. Ölmek istedim, beni dinlemeyen ve anlamayan bir ailem vardı. Sadece namusum ve ahlakım için var olduğumu düşünen. Onlar gibi düşündürmeye çalıştırdılar, onlar gibi giyinmeye, onlar gibi yürümeye… Anlamadığım kadar hızlıydı ki, ben bile anlamıyordum… Bazen ağlamaklı oluyordum, kimse anlamasın diye sessizce içime içime biriktiriyordum… Sürekli bana sorular soruyorlardı, bitmeyen “Neredeydin, ne yaptın, nereye gittin, namaz kıldın mı, niye öyle giyindin, hiç teyzenin kızı öyle giyiyor mu, ne kadar takvalı, ne kadar kendine dikkat ediyor…” En çok duyduğum cümlelerdi. “Artık yeter ya, ben o değilim” diye haykırmak istiyordum…

Hikayem ortaokul yıllarında, okulda sadece iki tane kapalı kız varken başladı, orada da öyle devam etti. Aynı acı, ben de arkadaşlarım gibi olmak istemiştim. Akşam yatarken artık saçlarıma bakmıyordum, çünkü bana bir anlam ifade etmiyordu, böyle devam etti…

Ama en acısı benim en mutlu olmam gereken yıllarda başladı. Lise yıllarım… Boğazım düğümleniyor her seferinde anlatamamaktan, anlamaktan, yorulmaktan, çırpınmaktan.. Evet İmam Hatip Lisesi… İstemeyerek, ağlayarak gittigim okul. Eteğim uzun olmadığı için okula gidemezsin, dendiği yıllardı, cehennem… Herkes ahlak bekçisi, ama kimse “Nasılsın, ne yapmaktan hoşlanırsın, ne düşünüyorsun, senin de bir düşüncen var mı?” diye sormadı. Genelde onlar anlatır, sen dinlemiş gibi yaparak bazı duyguları yok edersin…

Utanarak konuştum hep, cümlelerimi irdeleyip yanlış aradılar, genelde benim bir düşüncem olamaz olarak gördüler, sen bunları nereden duydun deyip beni dinlemediler, zorla kapatılmam yetmezmiş gibi düşüncelerimi de önemsemediler.

Üniversitedeyim, değişen tek şey baskı ve şiddetin olmadığı özgür bir boşluk… Düşecek gibi oluyorum ama düşemiyorum, bu kadar yaşamak büyüttü, beni ben yaptı, yaşıtlarım yuvalarını kurarken ben hayallerimi tamir ediyorum, zor bir başlangıcın sonu mutlu bitsin istiyorum, ama iyi ki herkes gibi değilim, iyi ki benim iyi ki…

**Yazıyla beraber paylaştığımız görselin kime ait olduğunu bulamadık. Biliyorsanız kaynağıyla beraber yorum bırakabilirsiniz.

Paylaş:

Comment (1)

  1. Merhabalar,size nasıl ulaşabilirim?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir