Kapanmak demek benim için giydiklerime başörtüsünü eklemekten ibaretti.

19 yaşındayım; başörtüsü taktığımda 14, namaz kılmam gerektiği söylendiğinde 7 yaşındaydım. Namaz kılmaya başladığım ilk zamanları çok iyi hatırlıyorum; ablamla birlikte hevesli hevesli abdest alışımızı, annemin bize ilk seccadelerimizi hediye ettiğindeki o sevincini… Namaz kılmak harikaydı, ilk namazımın hediyesi olarak çok güzel bir oyuncak bebeğim olmuştu ve her namaz sonrası ailemin bana gurur ve mutlulukla baktığını görmek beni daha da motive ediyordu. Ama ben hâlâ 7 yaşındaydım ve hâlâ çocuktum. Oyuna dalıp namazı unutabilirdim ya da yemek yemeye bile zor vakit bulduğum kısacık öğlen aralarında okula yetişme kaygısıyla namaz kılmayıverebilirdim. Ama hayır ailem böyle düşünmüyordu, namaza bir kere başladıysam bırakmamalıydım zira namazı terk eden insan bir Müslüman için domuzdan bile daha aşağıydı. O zamanlar babaannemin de bizimle yaşamasıyla ailedeki din baskısı daha etkin ve katıydı. Seneler sonra babaannem vefat etti ve birkaç yıl sonra liseye geçmemle beraber kapanma vaktim de artık gelmişti. Din eğitimimiz artık tamamen annem ve babamın kontrolündeydi. Babam üniversite mezunu, çok okumuş çok araştırmış bir adamdır. Hatta üniversite yıllarında daha çok İslam’daki aykırı ekolleri takip edip okumuş, toplumun bağnaz din anlayışını içten içe bir türlü kabullenememiş. Ama her nasıl olduysa, toplumsal baskıdan mı o dönem yaşadığı başka mevzular yüzünden bu meselelerle uğraşmak kafa yormak istemeyişinden midir bilmem toplumun geleneksel din anlayışını kabullenmiş, içselleştirmiş ve savunur bir durumda şu an. Annem ise dini bilgileri babamın ve küçükken ailesinin kendisine gösterdiklerinden ibaret olan daha çok gelenekçi bir kadın. Toplumun kendisini ayıplamasından, dışlamasından ölesiye korkan, hayatını hep ‘El âlem ne der’ kaygısıyla sürdürmüş biri. Haliyle böyle bir aile ortamında lise çağları kapanmak için milat sayılır. Ben 14 yaşıma geldiğimde kapanmam gerektiğini zaten biliyordum çünkü bir sene önce aynı çağda ablam kapanmıştı, bir kuzenim 12 yaşında diğeri 13, bir başkası 15 yaşında kapanmıştı. Yani ailede neredeyse kapalı olmayan yoktu.

Böyle bir ortamda zaten kapanmaya meyilli bir şekilde kapanmaya karar veriyorsunuz. Bu benim için zor olmadı çünkü kapanmak demek benim için giydiklerime başörtüsünü eklemekten ibaretti. Kısa kollu giymeyi, kaprileri, V yakaları, şortları giymeyi zaten çok uzun süre önce bırakmıştım.

Çünkü bir kız çocuğu olarak o küçücük bedeninizde memeleriniz ufacık bir belirsin yahut eğildiğinizde sırtınız azıcık açılıyor olsun artık tamamen kapanmasanız da giyiminize dikkat etmek zorundaydınız. Bütün amcalarımın yengelerimin olduğu bir ortamda sıcak bir yaz günü askılı bir tişört ve üzerine uzun kollu bir hırka giymiştim, çay içerken her nasılsa hırkanın kenarından sütyen askım görünmüş olacak ki babamın gürleyen sesiyle neye uğradığımı şaşırdım. Yazın sıcağında o uzun kolluları, simit yakalı badileri giymek hiç zor gelmemişti de o gece herkesin içinde giydiğim şeyin ne kadar terbiyesizce olduğuyla ilgili yediğim o azar hâlâ içimde bir yerlerde babama kızmama sebep oluyor. Anlayacağınız yalnızca ailemin isteği üzerine değil kendi muvafakatimle de kapandım denebilir ancak bizzat kendi istek ve irademle kapandım diyemeyeceğim hiçbir zaman. Öyle ya da böyle bir şekilde kapanmıştım. Zaten özgüvensiz, kendini çirkin bulan bir kız olarak mümkün olduğunca çok yerimi kapatmak avantajdı bile benim için. Lisedeki ilk senemde kamu kurumlarında başörtüsü henüz yasaktı; okula gelmeden yol boyunca kapalı, okulda olduğumuz süre boyunca açıktık. Yani 1 saat önce aynı sınıfta ders gördüğünüz saçlarınızı zaten gören bir erkek arkadaşınız 1 saat sonra yolda saçlarınızı görmesin diye kapanıyordunuz. Belki de bana manasız gelmesi ilk o zamanlarda başlamıştı. Benim namazla olan bağım da zaten hep sallantıdaydı. Annemle sırf bu mevzudan kaç defa kavga ettiğimizi ya da namazımı kıldım diye yalan söyledikten sonra annemin yalan söylediğimi anlamasıyla bana ettiği bedduaları unutamıyorum. Ama tüm bunlara rağmen bir gün namazımı düzenli kılmaya karar verdim çünkü bir söz beni derinden sarsmıştı: ‘’Namaz kılmayan Müslümanın katli vaciptir.’’ Bunu söyleyen büyük amcamın eşiydi; kendisi ailede dini bilgileriyle hep itimat edilen, âlim olarak bilinen birisidir yani bizim için din anlamında yetkili ve bilirkişidir. Bir sohbet esnasında bu lafı duyduğumda kendime gelemedim ve doğruluğunu araştırmaksızın namazlarımı düzgün kılmaya karar verdim. Başka türlü kendisine yaşama hakkı bile görülmeyecek kadar aşağılık bir insan olacaktım. Ve böyle de devam etti. Bunlar artık benim de düşüncelerim olmuştu, giderek bağnazlaşmaya başlıyor ancak yine de pantolon yerine etek, tunik yerine pardösü giymeyi de tercih etmiyordum yani yaptıklarım ve düşündüklerim çelişki içindeydi. Üniversiteye başladığımda bir süre daha bu halde devam ettim. Ancak farklı düşünceler okumaya, yeni insanlar tanımaya başladıkça zaten hiçbir zaman kuvvetli olmayan dinle olan bağlarım giderek zayıfladı. Okuluyla yurdu arasında neredeyse 2 saat olan bir öğrenciyim, ağır bir bölüm okuyor olmamdan dolayı bazen uyumaya bile vaktim olmuyorken namaz kılmak neredeyse imkansız hale gelmişti ve en sonunda namazı bıraktım. Ama daha önce bıraktığım zamanlardaki gibi içimde kötü bir his ya da namaz kılmadığım için başıma kötü şeyler geleceğine dair bir saçma inancım yoktu. Namaz kılmayan diğer herkes gibi normal hayatıma devam ediyordum. Ama yine de öğlen namazını kılmalıydım çünkü öğlen vakti okulda olduğum zamana denk geliyordu ve namazını kılan, dini bütün insanlardan oluşan arkadaşlarım için bir kapalı olarak namaz kılmamak için tek geçerli gerekçem regl olmuş olmamdı. Yani hâlâ ‘Hayır ben namaz kılmıyorum’ diyecek kadar cesur değilim. Onlara bunu desem beni taşlayacaklar mı; hayır, ama onlara da bana geldiği gibi son derece mantıksız gelecek. Çünkü İslam’ın namaza göre daha ikincil olan kapanma emrini yerine getirirken daha elzem görülen namaz ibadetini yapmamam saçma. Ama bilmiyorlar ki artık o başörtüsü de benim için bir şey ifade etmiyor. Başım kapalı ama bileği açık dar pantolonlar giyiyorum, kimi zaman gömleklerim yeterince uzun olmuyor ve açık arkadaşlarımdan daha çok makyaj yapıyorum ama sorsanız ben bir kapalıyım… Bu ikiyüzlülük değil de nedir? Hem sadece bu da değil, zaten benim sorunum usturuplu giyinmekle değil. Hiçbir zaman mini etek giyme hayalim olmadı zaten çünkü oldum olası bacaklarımı beğenmemişimdir ya da askılı giymek gibi bir derdim yok çünkü kol kıllarımı almaya üşenirim ama yazın ortasında insanlar efil efil kısa şeyler giyerken ben neden uzun ve koyu renkli kıyafetler ve kafamda iki kat örtüyle kan ter içinde kalmalıyım? Ya da neden denize girmek istediğimde haşema denen o komik ve suyun vücuduma değmesine engel olan saçma şeyi giymek zorundayım? Hep bisiklet sürmek istemişimdir mesela ama küçükken hiç alınmadı bana ve bu yaşımda sürmeyi öğrenmek istesem acaba bisikletin üstünde dış görünüşümle eğreti durur muyum diye düşünüyorum. Hem sonra spora başlasam tesettüre uygun eşofmanı nereden bulayım? Ki tesettür kıyafetleri her zaman normal kıyafetlerden çok daha pahalıdır. Buldum diyelim, din benim erkeklerin önünde spor hareketleri yapmama da müsaade etmiyor, haydi bir de kadınlara özel spor salonuna yazıl, yazıldın spor yaparken seni ekstra terletecek ve hareketlerini kısıtlayan şeyler var üstünde.

Yani mesele sadece daha özgür en özgür çok özgür olmak ya da olmamak değil; en basit en temel aktivitelerinin bile kısıtlanması.

Peki, hepsi ne uğruna? Ben bu başörtüyü doğru düzgün de takmıyorum zaten. Ama işte mesele de tam burada başlıyor, sen bir birey olarak her şeyi ölçüp biçmişsin, kafanda artık neyin mantıklı neyin mantıksız olduğunu oturmuşsun. İşte tam da bu noktada ailen geliyor aklına. Ben şaka yoluyla bile olsa aileme bu konuyu hiç açmadım, iyi bir tepkiyle karşılaşmayacağımdan emin olmakla birlikte karşılaşacağım kötü tepkininse ne derece olacağını kestiremiyorum. Olur da ileride yurtdışına taşınırsam o zaman zaten illa ki açılacağım ama daha 19’umda, hayatımın belki de en güzel çağlarında neden hayatımı bu kadar kısıtlayayım. Ben ailemi çok seviyorum, belki bu yazdıklarımdan bağnaz ve cani insanlar oldukları anlamı çıkmış olabilir ama nasıl kendi hayatıma kendi kararlarımla devam ederken diğer yandan onların da gönlünü hoş tutup aile huzurumuzu bozmadan yaşamıma devam ederim; işte bunu bilmiyorum. Hayatımın son dönemleri işte bunları düşünmekle geçiyor. Aslında ben kendi kararımı çoktan verdim, içimden bir şeylerin çoktan kopup gittiğini hissedebiliyorum ama hayatımın hiçbir döneminde ailemin istediğinin tersinde ve bu denli radikal kararlar almadım. Şimdilik hayatıma başörtülü ve ailesinin arkadaşlarının yanında namaz kılan, her ne kadar bunu istemese de ikiyüzlü biri olarak devam ediyorum. Ama şundan eminim, ben artık eski ben değilim.

Paylaş:

Yorumlar (2)

  1. Yazında, “Ben ailemi çok seviyorum, belki bu yazdıklarımdan bağnaz ve cani insanlar oldukları anlamı çıkmış olabilir ama nasıl kendi hayatıma kendi kararlarımla devam ederken diğer yandan onların da gönlünü hoş tutup aile huzurumuzu bozmadan yaşamıma devam ederim; işte bunu bilmiyorum.” diyorsun.

    Korkunu anlıyorum ve korkun olduğu sürece de negatif tepkilerle kaşılaşman çok yüksek. Tavsiyem, korkunu sorgula. Korkunun sevgiye dönüşmesi için bilinçaltı çalışmaları da yapabilirsin.

    Sağlıcakla kal. Yolun açık olsun.

  2. Merhaba. Şimdi açık, 19 yaşındayken kapalı biri olarak şunu söylemeliyim ki, kapalıyken kendimden asla taviz vermedim, kendim olmaktan asla vazgeçmedim. Ben kapalı iken ferace bile giyerdim, çok düzgün bir kapalıydım açıkçası. Ama mutluydum yaşadığım hayattan. Yurtdışına da gittim, erkek arkadaşlarım da oldu, bisiklete de bindim, ne istersem yaptım kimse ne der diye düşünmeden. Kimsenin kalıbına girmek zorunda değilsin. Asla! Ne istersen onu yap olur mu? Şimdilerde hayat kapalılar için çok daha kolay hatta, her yerde varsınız ve topluma daha karışmış biçimdesiniz. (kesinlikle ayrıştırıcı niyetle söylemiyorum, benim zamanımda bu kadar kapalı yoktu) sakın isteklerinden, duygularından, ve kendinden vazgeçme. Sevgiyle kal.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir