‘Annem adet olduğumu öğreneceğine öleyim’ derdim.

Böyle bir ülkede muhafazakâr, sağcı, dindar hatta yobaz bir ailede doğdum. İnsanın hayatında daha kötü ne olabilir diye düşünürüm çoğu zaman. 5-6 yaşlarında başlayan Kur’an kursları, kurs bitimi, sure ezberi, ilmihal okumalarıyla geçerdi hep yazlarım. Daha küçücükken her şeyin günah olduğu öğretildi bize. Bizim gibi yaşamayanlar cehennemlikti.

Öyle ki 7-8 yaşlarındayken başı açık alt komşumuzun 3-4 yaşlarında kızına üzüldüğümü hatırlıyorum; annesi açıksa onun suçu ne diye. Asıl bizlere yazıktı ama onun farkında değildim henüz.

İlkokulda basketbol oynamak istedim sonra da voleybol ama ailemin yanıtı hep olumsuzdu çünkü günahtı. Biraz büyüyünce baskılar da arttı tabii. Annem bu sefer tecvit öğreneceksiniz yoksa Kur’an okumanın hiçbir anlamı yok diye bize ders vermeye başladı. Yazlarım korkunç geçiyordu. Kuzenlerim, arkadaşlarım tatile gidiyordu ama biz tatile gitmezdik çünkü tatil de günahtı. Sen mayo bikini giymesen bile giyenleri görmek de günahtı. Eve tıkıldığımız yetmezmiş gibi bir de Kur’an okumaya, tecvit öğrenmeye, namaz kılmaya zorlanıyorduk. Bir süre sonra Kur’an’ı okumamaya başladım, önüme alıyordum okuyormuş gibi yapıyordum sadece. Annem hatim indirdiğimi sanıyor mesela ama bir yerden sonra okumuyordum ben. Namazları ara ara kılıyordum. 6. sınıfı bitirirken annem kısa kollu giymemi yasakladı. Daha adet bile olmamıştım ama alış artık, dedi; yarın bir gün adet olunca hemen kapanacağımı hatırlatıyordu hep. Yaz günü uzun kollu kıyafet arıyorduk. Giydiklerimden nefret ediyordum. Daha 12 yaşını bile doldurmamıştım.

Arkadaşlarım bu sıcakta neden uzun giydiğimi soruyordu, ben cevap bulamıyordum ve adet olmaktan çok korkuyordum.

Yaz sonuna doğru annemi kısa giymeye ikna ettim ama uyarıyı hemen yaptı; “Adet olur olmaz kapanacaksın.“ Çaresiz kabul ettim. Bir gün Eylül ortasında adet oldum. Ne yapacağımı bilemedim. Hatırlıyorum ramazandı ve ben iftar sofrasında ölmek için dua ederdim.

‘Annem adet olduğumu öğreneceğine öleyim’ derdim. Özgürlüğüm son bulacaktı çünkü.

3-4 gün saklayabildim, sonra öğrendi. Bir şey demedi önce, akşam köye gidecektik ve ben giyeceklerimi hazırlamıştım. Kısa kollu tişört ve kapri. ‘’Hayır, artık kısa giyemezsin’’ dedi annem. Başımdan aşağı kaynar sular boşaldı. Yol boyu ağladım. Köyde dışarı çıkmadım. Çünkü hava sıcaktı ve ben uzun giymek zorundaydım. Sonra eve döndük, okul başladı. Bir gün okul dönüşü eve geldim, annem odama götürdü ve beni karşısına oturttu. ‘’Bütün namazlarını kılacaksın, 15 gün tatilde de kapanacaksın,’’ dedi. Bir şey diyemedim tabii. Kimseye söyleyemedim de istemiyorum diye. Ağladım sadece ve takvime baktım kaç günüm kaldı diye. Bu sırada annem herkese böbürlenerek ‘Benim kızım kapanacak’ diyordu. Bense bunu duyar duymaz ağlamaklı oluyordum.

Kapalı, dindar insanlara fikirlerini soruyordu ama benim söz hakkım yoktu. Hayatımda 2-3 kere gördüğüm insanlar benim hayatım hakkında karar veriyordu.

Onlar da bunun doğru olduğuna karar vermiş olacak ki o başörtüsü zorla takıldı bana. Çok ağladım, Allah’a dua ederdim ‘Ne olur kapanmayayım’ diye. Sonra yaz geldi. Ben dışarı bile çıkmadım başörtüsü takmamak için. Yazın kafayı yiyordum evde annemle. Onun baskıları yüzünden okulu sever olmuştum. İntihara kalkıştım kaç kere. 13 yaşında köye gidecekken evde bulduğum her ilacı içtim. Dışarı kapalı çıkmamak için. Ben köyü çok severdim çünkü, koşup oynamayı, ama artık özgür değildim. Bu şekilde 4 sene geçti. Lise 3’teyken dershaneye başladım. Başımda olmasından her an rahatsız olduğum başörtüsü ile tanıyordu insanlar beni ve bu beni kahrediyordu. Sonra okullarda başörtüsü serbest olacak haberleri çıkmaya başladı. Çok korktum. Özgür olduğum tek yer okuldu. İstediğim gibi voleybol oynayıp koşturuyordum bahçede. imdi bu da kısıtlanacaktı. Artık dayanamadım. Bir gün anneme ‘’Ben artık başörtüsü takmak istemiyorum’’ dedim. Biraz konuştu ama beklemediğim bir şekilde tamam, dedi. Ertesi gün oldu yapamadım, yine taktım. Sonraki gün bütün cesaretimi topladım ve başörtüsüz çıktım. Okula giderken çok fark edemedim çünkü okulda zaten açıktım. Başka bir yere giderken fark ettim. Rüzgârın saçına değmesi gerçekten muhteşemdi. Giden 4 seneme hala üzülüyorum ama erken bir yasta, 17 yasında mücadele edip açıldığım için kendimle gurur duyuyorum. Annem hala dua ediyor her namazdan sonra kapanmam için ve onu bu hayatta en mutlu edecek şey belki ama özgürlüğü tadan biri vazgeçer mi?

Ben vazgeçmeyeceğim.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir