Hem başörtülü hem eşcinsel bir kadın olmak çok ağırdı.

Giydikleri bir insanın kendini en basit ifade etme şeklidir. Yıllarca kendimi ifade edemedim.

Hem başörtülü hem eşcinsel bir kadın olmak çok ağırdı. Gerçek kimliğimi herkesten saklıyordum. Eşcinsel oluşumu, başörtümü bilenlerden; başörtümü de eşcinsel çevremden.

Tabii gerçek hayatta insan kendini ifade edemeyince bir süre sonra sanal bir çevre oluşuyor. Sokakta görseler fark etmeyeceklerdi bile beni; fakat internette benden hoşlanıyor, onlarla duygusal bir şeyler yaşamam için ısrar ediyorlardı insanlar. Öyle zordu ki çift kimlikli yaşamak. Epey acı çektim ve insanları ittim kendimden. Çünkü ‘gerçek’ beni tanımıyorlardı.

16 yaşında kendi isteğimle kapanmıştım fakat 19 yaşına geldiğimde artık dışımla içimin tamamen zıt olduğunu fark ettim. Şimdi 22. yaşımın son aylarındayım, özgürlüğe yeni kavuştum. Ailemin baskıcı olduğunu düşünmezdim fakat 2 senelik inanılmaz yorucu mücadeleler sonucu baskıcı bir ailenin içinde olduğumu fark ettim. Acı tecrübeler yaşadım.

Annem aynı evin içinde sanki bana bir yabancı, bir düşman. Sadece başörtüsü takma baskısı değil, örtüyü çıkardıktan sonra dış görünüşüm hakkında yapılan yorumlar, öyle giyme şöyle giyme, saçını kestirme, topla… Acaba baştan beri açık olsaydım insanlar kendilerinde, benim dış görünüşüme müdahale etme hakkını yine bulacaklar mıydı? Bu ne hadsizlik diyorum bazen.

Geçen senelerde çok kısa bir süre Twitter’da bulundum. Kendimi ifade etmeye alışkın olmadığımdan orada da pek yer edinemedim. Fakat bu kısa sürede kadınların dayanışması ve mücadelesi beni fazlaca etkiledi. Varlığımdan haberi dahi olmayan onlarca kadının desteğini hissettim. Kendi kendime sizlerle konuştum sanki. Hiçbiriniz beni tanımıyorsunuz fakat ben sizlerin varlığından güç buldum.

Sizi öyle seviyorum ki kadınlar! Anlatamam..

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir