El âlem arkamdan 1 saat konuşur, ben bunu bir ömür yaşarım.

Buradaki yazıları okudukça yalnız olmadığımı hissettim. Ben de geçen sene bu zamanlarda açıldım.

Başörtüsünün dini vecibeden önce gelenek olduğu bir ailede büyüdüm. Akrabalarım çocukları olan tüm kızlar kapanınca annemin söylenmelerinin yerini daha şiddetli tartışmalar almıştı. Her dışarı çıktığımda artık kapanmam gerektiği söyleniyordu hatta açık olduğum için tek başıma dışarı yollanmıyordum. Ben de bu baskıdan sıkılıp lisede kapandım.

Soran kimseye aile baskısı demedim, herkes kendi isteğim olduğunu düşünüyordu çünkü insanlar bana acısın istemiyordum.

Zamanla başörtüden daha çok uzaklaştım. Hem dinin direği namaz değil miydi? Neden namaza başlatmadan önce başımı kapattılar? Kararımı verdim; açılacaktım. Ama okula öyle gitmeye cesaretim yoktu, o insanlara mahcup olurdum, soruları ve bakışlarıyla karşılaşırdım; işte bu yüzden üniversiteyi beklemeye karar verdim. Fakat üniversiteyi kazanana kadar yakın arkadaşlarıma, aileme hatta akrabalarıma bu düşüncemi söyledim, herkesin şimdiden alışmasını istedim. Üniversiteyi kazandığım yıl artık harekete geçmenin vaktiydi; işte o zaman evde kıyametler koptu. Ne namussuzluğum kaldı ne dinsizliğim. Neyse ki bu kararımı açıklamamın ardından 1 hafta sonra üniversiteye gittim ve araya özlem girdi. Gözden de uzaktım, anneciğim biraz alıştı. Şimdi de arada laf söylüyor ama en azından ‘’Artık aramızda bir bağ kalmadı,’’ gibi ağır laflar etmiyor.

‘El âlem ne der’ diye çok düşündüm, en önemsiz kişinin edeceği lafları bile hesapladım ama fark ettim ki; el âlem arkamdan 1 saat konuşur, ben bunu bir ömür yaşarım.

Bu yüzden tabii ki önemli olan benim fikrim. Artık herkese, her ne olursa olsun, ne kadar zor olursa olsun hayalinin peşinden gitmesi gerektiğini söylüyorum. Bana ilham veren bütün özgür ruhlu insanlara teşekkür ederim, umarım ben de birilerine ilham verebilirim.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir