Aynaya baktığımda ‘’Evet ya, işte oldu,’’ diyorum.

Yalnız değilim, biliyorum.

Bazı aileler vardır, doğacak çocuklarının kaderi bellidir. Benim de öyleydi işte, yürüyeceğim yol ben doğmadan görünmez taşlarla çizilmişti. Ben 6-7 yaşlarında bir çocukken babam İmam Hatip lisesini gösterir ‘’Bu okulda okuyacaksın büyüyünce,’’ derdi. Ben de İmam Hatip’in ne olduğunu bilmediğim için binanın ihtişamıyla büyülenir, ‘’Burada okuyacağım,’’ derdim.

Kapanacaktım, İmam Hatip okuyacaktım, şehrimde kalacaktım ve evlenecektim; yolum bu şekilde çizilmişti. Ben doğdum ve o yoldan ancak 20 sene sonra çıktım. Çok fazla psikolojik şiddet görüyorum fakat içimden geleni yaptım ve yalnız değilim.

Aslında uzun uzadıya anlatmak isterdim ama kısa keseceğim; babamın ilahiyatçı tanınan bir hoca olması nedeniyle daha küçük yaşlarımda annemin ‘’Aman hocanın kızısın, biraz uzun giy, büyüdün artık kısa kollu giyme ayıp olur,’’ demesiyle yazın ortasında ceketle gezmek zorunda kaldım, kimse ceket giymiyordu. Sonra isteyerek kapandım, neden kapanmayayım ki herkes kapalıydı, Allah’ın emriydi. Eğlenceli gelmişti. Ailem benimle gurur duyuyordu, kabul görüyordum. Sonra zorla İmam Hatip okudum, şehrimde bir üniversiteye başladım. Yani çizilen yolda arada taşsam da yürüyordum.

Fakat hesapta olmayan, yola uymayan bir şey vardı. İçimdeki ben’de, arkadaşlarımdan ve herkesten gizlediğim bir yan vardı. İlk başta bu kimliğim çok belirgin değildi, dizginliyordum; kabul edilmeyecekti, ayıplanacaktı çünkü diğerlerine gözümün önünde öyle yaptılar. Fakat sonra bastırmak saçma geldi, neden arzularımı gizleyeyim ki? Neden kahkahamı bastırayım, neden özgürce ‘’Tanrım var mısın?’’ diye bağıramayım. Neden?

Sonra o yanımı kabul ettim, Allah’ın o kadar da merhametsiz olmadığını düşündüm, ben mutlu olursam, içimden geleni yaparsam belki beni yakmak yerine gurur duyar dedim. Sonra aynaya baktığımda kim olduğumu seçemedim, hangisiydim ben?

O yanım başımdakiyle kavgaya tutuştu. Çok korktum, önce boneyi attım, her gün krize girdim, sustum, ağladım, aylarca bunu düşündüm yine ağladım, toplumdan ve objektiflerden kaçtım. Sonra burayı keşfettim, ‘Yalnız değilsin’ dedim kendime. Yalnız değilsin ve sonra cesaretim o kavgayı kazandı, 20. yaşımda örtümü attım.

Şimdi iyiyim, aynaya baktığımda ‘’Evet ya, işte oldu,’’ diyorum.

Kızlar, örtünmek, örtüden çıkmak ve örtünmemek; nasıl isterseniz onu yapın.

Kur’an’da der ki; ‘’Herkes bir gün ona döndürülecek.’’

Hesabınızı siz vereceksiniz, kel kal diyerek dua eden ebeveynleriniz değil.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir