Oysa en yakın arkadaşım istediği gibi giyiniyordu, biz çocuktuk.

Çocukken bikini giydiniz mi? Veya mayo? Doyasıya denizde oynadınız mı? Ben oynamadım. Daha 5-6 yaşlarımdayken yazın dizimden yukarıda bir şey giymem yasaktı. Askılı giyemiyordum. En yakın arkadaşım istediği gibi giyiniyordu. Biz çocuktuk. İkimiz de obje olmaktan çok uzaktık. Peki benim farkım neydi? 10 yaşındaydım, ailece denize gitmiştik. Ailemin mayoyla denize girmeme izin vermeyeceğini biliyordum, zaten bir mayom da yoktu. “Şort giysem olur mu?” diye sordum çekinerek. Olmaz dediler, uzun paçalı bir şey giy. Ben de denize girmedim.

 

Yaşım büyüdükçe üzerimde baskı çoğalıyordu. Kapanmam gerektiğine dair uzun nutuklar dinliyordum. Ailede herkes kapalıydı. Müslüman böyle olmalı, diyorlardı. Evet ben de Müslümandım ama Kur’an’da başörtüsünün olduğunu düşünmüyordum. Bir erkeğin benim saçımdan o derece etkilenecek olması en başta erkeklere hakaret gibi geliyordu. Asi bir çocuk oldum, başımı kapatmadım, ama giyimim konusunda hep baskı gördüm.

Lisedeyken sınıfta eteği en uzun olan bendim, ayak bileklerime kadar geliyordu. Sonra eteği belimden kıvırmaya başladım. Arkadaşlarımla dışarıya çıkacağımda evden pantolonla çıkıp bulduğum bir apartman boşluğunda annemlerden gizli satın aldığım diz üstü etekle değiştiriyordum.

 

Bu ikili hayat psikolojimi bozmaya başlamıştı. 15 yaşımda aileme iyi hissetmediğimi, psikologa gitmek istediğimi söyledim. Uzun bir süre götürmediler. Sonunda bir akrabanın tavsiye ettiği dindar bir psikologa götürdüler. Kapalı bir kadındı, seanslar dinden uzaklaştığım için depresyonda olduğum, dine yönelmem gerektiğine dair sözler dinleyerek geçiyordu. Kapanmam gerektiğini söylüyor, ibadet çizelgesi veriyordu. Tahmin edeceğiniz gibi hiçbir faydasını görmedim.

Bir gün lisede okul çıkışı babamı gördüm. Onu gördüğümü farketmedi. “Buralara işi düşmüştür” deyip önemsemedim. Sonra ablam babamın okul çıkışında beni takip ettiğini, dikkat etmemi söyledi. Artık okuldan çıkarken kızlı erkekli arkadaş grubumdan ayrılıyordum. Babam erkeklerle arkadaşlık etmeme çocukluğumdan beri kızardı. Aslına bakarsanız babama hala ne sevgilimi ne erkek arkadaşlarımı söyleyebiliyorum. Evden çıkarken yalanlarla çıkıyorum. Erkek arkadaşlarımlayken babam ararsa başka bir yere gidip “Ayşe’yleyim baba” şeklinde yalanlar söylüyorum. Arkadaşlarımın bu yalanları duymasını istemiyorum, utanıyorum. Aileme yalan söylüyor olmak çok koyuyor. Doğruyu söyleyebildiğim günler de gelecek, umarım.

Ailemin muhafazakar olduğunu bilen bir erkek tarafından yaptıklarımı aileme anlatmakla tehdit edildim. Hayatımın en kötü dönemiydi.

O zaman, keşke ailemin beni her durumda seveceğini bilseydim diye düşünmüştüm. Yapayalnızdım, derdimi anlatabileceğim kimsem yoktu.

Birkaç ay önce babam bir aylık tatile çıktı. Onu çok özlemiştim. Döndüğünde bana selam bile vermeden söylediği ilk şey dizimin biraz üstünde olan eteğime bakıp “Eteğin çok kısa,” demek oldu. Ben de ona sarılmadım.

Size daha ne çok şey anlatmak isterdim, ancak aileme yaşadığımız her şeye rağmen saygı duyduğum ve beni bir şekilde kabullendikleri için kötülemek istemiyorum. Bunları anlatmak bile iyi geldi. Umarım okuyan birilerine faydalı olur. Ben mücadele ettim, sizin de o cesaret içinizde biliyorum. Yalnız yürümeyeceksiniz.

Paylaş:

Yorumlar (6)

  1. O psikoloğu şikayet etmelisin.

  2. M.Gokagac

    Sabret kizim, kesin sonuc alacaksin diye dusunuyorum.

  3. Sonuç almayacaksın, yıllar geçse de hala o eteğe bakıyor olacak baban, tıpkı benimki gibi. Fakat artık sen umursamıyor olacaksın 🙂

  4. Özgürlük Emek İster (Bulutsuzluk Özlemi)

    Aç güzelim saçını
    Savursun rüzgar
    Aç güzelim saçını
    Güneş parıldatsın
    Aç güzelim saçını
    Yağmur ıslatsın
    Dökülsün damlalar
    Tellerinden
    Biliyorum seni saran o çemberi
    Biliyorum özgürlük emek ister…

  5. Yazık, çok yazık… Allah hidayet versin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir